10.8.10

Kiyi kiyi motorist gözüyle Bretanya

8 Agustos 2010, nihayet hava iki gündür günlük güneslik. Ve, biz motosikletiyle bu haftasonu bize kalmaya Paris'den gelen bir çift arkadasla beraber Pazar sabahi iki motor pespese yollara düstük. Amaç kiyi kiyi Bretanya'yi kesfetmek. Bu kaçinci kesiftir hatirlamiyorum ama her seferinde ayri bir güzellik bulup bir kez daha asik oluyorum Bretanya kiyilarina. Bu askda hiçbir zaman kendini tekrarlamayan, sürprizlerle dolu, ayri bir lezzet var.




























Dinard'daki evimizden ayrilip Dinard'in içine iniyoruz. Ilk durak her sene yayinlanan "Dinard été 2010" dergisinden seçtigimiz "Saint-Enogat en peinture", yani Bretanya'nin ressamlarinin eserlerini sergiledigi gün boyu açik bir sergi. Bu arada Saint-Enogat Dinard'in en eski semtlerinden biri. Gözlerimize görsel bir sanat ziyafeti çektikten sonra yolumuza devam ediyoruz.



_

Ikinci durak Saint-Malo'ya bagli Saint Servan'in kiyi seridi. St. Servan'dan baktigimizda Dinard tüm ihtisamiyla karsimizda. Hava öyle güzel ki insanlar kendilerini deniz kiyisina atmislar. Her 6 saatte bir med-cezir gerçeklesen Bretanya sahillerinde deniz iyice çekilmis. Tekneler kumsalda boynunu bükmüs, denizin yeniden yükselmesini ve özgürce yüzmeyi bekliyorlar.


_




_




_




_




Yola devam. Saint-Servan'dan sonra yolumuzun üzerindeki Saint-Malo'dan geçiyoruz duraklamadan. Niyetimiz dönüste korasanlarin sehri Saint-Malo'da duraklamak ve sehri çepeçevre çevreleyen surlarin üzerinde yürüyüs yapmak ve bir yerlerde birseyler içip günün yorgunlugunu atmak. Saint-Malo'dan geçip Pointe du Grouiy'ye geliyoruz.

Tam yemek vakti. Biraz aciksak da istahimizi deniz mahsülleri, özellikle de istiridye üretimiyle ünlü Cancale'a sakliyoruz. Pointe de Grouiy'de Unesco Dünya Miraslari Listesinde vakur bir sekilde yer alan Mont Saint Michel'in silüetiyle karsi karsiyayiz. Denizin ortasinda Bretanya'nin simgelerinden biri olan deniz feneri bana adeta poz veriyor.


Yelken açmis tekneler adeta denizle dans ediyorlar. Neden diyorum? Benim ülkemin hem de 3 bir tarafi denizlerle çevriliyken, neden biz de deniz kültürü gelismemiz. O güzelim Istanbul'un bogazinda neden tek tük tekne var. Bana sakin ekonomik nedenlerden dolayi demeyin. Herseye para buluyoruz da buna mi bulamayacagiz. Halbuki biz degil miyiz o en zorlu kosullarda uzaklara yelken açmis Barbaros Hayrettinlerin torunlari? Neyse, zaman içinde belki bu da degisecektir.


Nihayet Cancale'a variyoruz. Etraftaki güzellikleri görmeden önce bir restorana daliyoruz. Yol boyu Cancale'in istiridyelerinin hayaliyle yanmisiz. Muhtesem bir deniz mahsülleri ziyafeti ardindan Cancale'de dolasmaya ve fotograf çekmeye haziriz. Metrelerce geri çekilmis deniz bize deniz altindaki istiridye üretim çiftligi görüntüsüyle harika bir görsel show hazirlamis. Karsimizda yine Normandiya Bölye sinirlarindaki Mont Saint-Michel'in silüeti. Tekneler burada da kiyida boynunu bükmüs, denizin yükselmesini beklemede.

_




_




_




_




_




_




_




Cancale'a veda edip yola koyuluyoruz. Kiyi seridi boyunca minik köylerden geçiyoruz. Evler yöreye özgü taslardan insa edilmis, evlerin aralarinda tarlalar ve kisin hayvanlarini beslemek için simdiden hazirlanmis saman balyalariyla dolu. Bir sonraki durak eski bir balikçi köyü olan, günümüzde burjuva takiminin ikamet ettigi Saint-Suliac. Sansa bugün Saint-Suliac'in festivaliymis. Amanin, o ne kalabalik. Iyi ki motosikletle gelmisiz, yoksa park yeri bulmak büyük sorun. Iki sene evvel de geldigimiz festival sanki bu sene biraz sönük geçiyor. Ama yine de çevre sehir, kasaba ve köylerden akin etmis insanlar tipik Bröton sarkilari esliginde kah dans ediyorlar, kah biralarini yudumlayip sohbet ediyorlar.


_




_




_




_




_




_




Festivalin bitimindeki defileyi bu sefer bekleyemeden yine yola koyuluyoruz Saint-Malo'ya dogru. Ama, bu arada kötü haber, fotograf makinamin pili bitiyor. Saint-Malo'da sehri çevreleyen surlarin üstünde yürüyoruz. Millet havayi güzel bulunca plajlara akin etmis. Biz S.Malo'ya ulasana kadar sular hayli yükselmis. Denizin kiyisina yapilmis, deniz yülkseldikçe suyu yenilenen havuz artik görünmez olmus. Havuza atlamalk için yapilmis iskele sadece görünüyor suyun üstünde. Eh, madem fotograf makinamin pili bitti, biz de ertesi gün havayi güzel görünce yine gidiyoruz S.Malo'ya. Saint Malo sahane, fotograf çekmek bahane.


_




_




4 yorum:

Butterfly dedi ki...

Figen'cim yine güzel karelerle gözümü şenlendirdin.Saint-Malo gerçekten şahane :)ama fotolarda şahane.. sevgilerimle...

Tanya's dedi ki...

Gelgit fotolarına bayıldım ben en çok..

figoltx dedi ki...

Bu kiyilar sahane aslinda. Hele yazlari pek çekici. Gel-git beni de her sefrinde sasirtiyor. O tekneler salmalarindan asili kumlarin üstünde görünce her seferinde ben de hayran oluyorum bu doga olayina.

Adsız dedi ki...

"Seyyah Ressam" Figenciğim,

Bu sıfat sana çok uygun. En çok Saint Malo ile Saint Sulliac Festival fotoğraflarını beğendim. Tam olarak bilgi edineenbilme ve bilgilerimim özümeseyebilmem için zaman ihtiyacım var takdir edersin ki. Vakit buldukça sayfalarının takipçisi ve tabii ki yeni karelerini de heyecanla bekliyor olacağım.

Sevgiler...
Demet