2.5.10

Bahçemizden bahar...

Geçen hafta Paris'teydim. Chopin'in 200. dogum yili sergisi ile Yves Saint Laurent onuruna Petit Palais'de düzenlenmis muhtesem iki sergiyi ziyaret ettim. Ikisi de unutamayacagim harika sergiler. Bu iki sergiden de bir sonraki yazilarimda bahsederim. Paris'de yasayan arkadaslarimla bulustum. Seine Nehri kiyisinda dolastik. Tipik Parisien kafelerinde oturduk, yedik, içtik. Simdiye kadar gidemedigim bir iki kiyida kösede kalmis müze gezdim, vs,vs,vs...
Paris sonrasi Dinard'daki evimize geldik. Fransa'nin bahari ayri güzel oluyor. Insanlar yazliklarini çikartmis, çoraplarini atip sandaletlerini giymisler. Hava biraz serinledi ama halen günesli, doga canlanmis, çiçekler açmis, etraf yemyesil. Siz de görün istedim bu güzellikleri.
Bahçemizden derledigim çiçek fotograflarimla basbasa birakiyorum sizleri.

_
_
_
_
_
_
_
_
_
_

1.5.10

Muge Dalinin Dili

30/4/2007 tarihinde Angola`da yasarken diger blogumda yayimlamistim Müge Dalının Dili makalesini. Bir haftadir Paris`deydim. Dun metroda orta yas ustu hanimlarin elinde minik beyaz cicekli mugeleri gorunce, 1 Mayis`i ve dolayisiyla 3 yil once yazmis oldugum bu makaleyi hatirladim.

"1880'lerde, Almanya, Fransa, İtalya ve Hollanda'da isçilerin günlük çalisma süresi 12 saat civarındayken, ABD ve İngiltere'de 10 saat, İspanya ve Belçika'da örnegin dokuma dalında 13-14 saat idi. Hatta Rusya'da bu sure 15 saate kadar yükseliyordu.

1875-1908'ler arasında işgününün kısaltılması için işçi sınıfı sert mücadelelere girişti. 1800’ler, ABD'de bir uçtan zenginliğin, diğer uçta sefaletin hızlandığı yıllardı. İşçi sınıfı bu vahşi sömürüye karşi büyük kitleler halinde grev silahına sarıldı. Gitgide 8 saatlik iş günü talebi için mücadele öne çikiyordu. 1886'da 350 bin işçinin katıldığı Mayıs grevleri gerçekleşti. On binlerce grevci işçinin Şikago sokaklarını dolduran barışçı 1 Mayıs gösterileri kanla bastırıldı. Amerikan İşçi Federasyonu 1888’de 1 Mayıs şehitlerinin anısını yaşatmak ve 8 saatlik iş günü kabul edilinceye değin her yılın 1 Mayıs’ında grev yapılması kararı aldı. Belçika, Almanya, İngiltere ve Fransa'daki işçi sendikaları da bu karara katılacaklarını ilan ettiler.

1 Mayıs işçi sınıfının Uluslararası Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü, emek bayramı olarak tarihe geçti. 1890’dan itibaren 1 Mayıs bütün ülkelerde proletarya tarafından yasal ya da yasadışı yollarla kutlanmaya baslandi.

Fransa'nin, kuçuk endustri kenti "Fourmies"de 1891 yili on uç, on dort yasinda, okulda olmasi gereken çocuklarin deneyimli isçi olarak gunde on iki saat çalistirildigi bir donemdi. Fourmies isçileri 1888 yilindan beri "isçi bayrami" kabul edilen 1 Mayis'ta, sekiz saatlik mesai için grev yapmaya karar verdiler o sene. Bu bolgede eskiden beri 1 Mayis'ta genç nisanlilar arasinda birbirlerine çiçekli akdiken dali vermek geleneksellesmisti.

1891 yili 1 Mayis sabahi, dokuma isçileri, sokaklarda "Bize 8 saat, 8 saat gerek!" sloganiyla neseyle dolasiyorlardi. Dokuma atolyesinin onunde grev yapan isçilerle jandarma arasinda hafif bir surtusme yasandi ve birkaç grevci tutuklandi. Ogleden sonra isçiler tutuklanan arkadaslarini kurtarmak amaciyla arkadaslarinin hapsedildikleri belediye binasinin onunde toplandilar. O itis kakis arasinda jandarmaya takviye olarak gelen askerlerin yavas yavas geriledigini goren bir piyade subayi, grevcilerin ustune "Ates!" emrini verdi. 9 kisi oldu ve 33 kisi yaralandi. Olenler arasinda, Maria Blondeau adli genç kiz, ellerinin arasinda kendi kanina bulanmis bir akdiken dalini halen simsiki tutuyordu. Nisanlisi, sevgilerinin simgesi olan o dali henuz o sabah vermisti ona.
Fransa'da ancak 1918 yilindan sonra kazanilan bir hak 8 saatlik mesai suresi, ancak 1 Mayislar "un brin de muguet", bir muge dali gelenegine donuserek her yil kutlanmaya devam ediyor. Mayisin birinci gunu, Fransizlar yakinlarina ve hatta sokaklarda karsilastiklari yabancilara birer muge dali armagan ediyorlar.(*)

Geçen ay Fransa Dinard'daki evimizin bahçesine diktigim muge dallari bu 1 Mayis'da acaba çiçek açtilar mi? Bu sene esime, dostuma bahçemdeki muge dallarini vermek kismet olamiyor, ama 1 Mayis Isçi Bayrami'nin simgesi muge çiçegini her sene bahçemde yeserterek Fourmiesli Maria Blondeau'yu ve tum emektar isçileri sevgiyle aniyorum."

(*) Fransa'daki 1 Mayis isçi hareketleri ile ilgili Mine Kirikkanat'in "Yalniz Kalem Unutmaz" adli kitabindaki "Ofke Ciçekleri" isimli makalesinden yararlanilmistir.
Not: Dun aksam Fransa`nin kuzey batisindaki evimize ulastik. Bu sabah serin ama gunesli bir sabaha uyandik. Sabah gunesinde bahcede 3 sene once diktigim mugeleri aradim, maalesef bulamadim. Eh, sadece tatillerde gelince bahceyle pek ilgilenemiyoruz. Ama yine de muge yerine kamelyalar, sumbuller, laleler, kupe seklinde lavantalar cicek acmis, elma agacinin uzeri ciceklerle kapli, belli ki bu sene rekolte fena olmayacak.
Bahcemizden goruntuleri laptop`ima yukler yuklemez sizlere 1 Mayis hediyesi olarak yazima ekleyecegim.

20.4.10

Zümrüdüanka Kusu Dünyamiz...

Izlanda'daki volkanik patlama sadece Avrupayi degil tüm dünyayi etkiliyor. Afrika'ya kül bulutlarinin ulasmasi uzun bir zaman alacak, belki de hiç ulasmayacak ama Kenya ekonomisinin üstünü kara bulutlar kapladi çoktan bile. 17 Nisan'daki yerel gazete haberine göre 3.000 ton çiçek ve 9 milyon Euro degerindeki sebze Nairobi Jomo Kenyatta Havaalani'nda beklemede. Tarim alaninda çalisan 5.000 kisi bir kaç gündür ise gitmiyor. Ürünler artik toplanmiyor, zira depolama sorunu yasaniyor. Ihrac edilemeyen çiçek ve sebzelerin bir kismi iç piyasada satisa çikti, dolayisiyla fiyatlar hayli düstü.
Tarim Kenya'nin en önemli dis ticaret kaynaklarindan biri. Geçen sene tarima dayali ihracattan kazanç 719 milyon Euro iken Kenya için çok önemli gelir kaynagi turizmden sadece 624 milyon Euro ve çay ihracatindan 69 milyon Euro gelir elde edildi.
Tarim sektöründe çalisan isçi sayisi yaklasik 1 milyon. Kriz devam ederse issizlik sonuru ve onun beraberinde gitirecegi sorunlari düsünmek istemiyorum.
Tarima dayali Ihracatçilar Birligi baskani Stephen Mbithi "Geçen seneki kuraklikla, El Nino'yla ve 2008 yilinda seçimler sirasinda yasanan iç kargasayla basa çikmayi basardik. Ancak Eyjafjallajökull ile nasil basa çikacagimizi bilemiyoruz." diyor.
Kenya Havayollari'nin durumuna baktigimizda, 19 Nisan'daki gazete haberlerine göre 4 günde kaydedilen kayip yaklasik 3 milyon Euro civarinda.
Dünyanin en büyük çiçek pazari Hollanda'da sadece Kenya'da yetistirilen gül çesitleri artik satisa çikartilamiyor.
Sadece tarim sektörü degil Kenya'da darbe yiyen. Kenya ekonomisinin temel direklerinden turizm de iptal edilen turlarla hayli zor durumda.
Dün sehir merkezinde muzungu turistlerin (beyaz insan) havayollari sirketlerinin bürolarindan disariya tastiklarini gördüm. Bizi de turist sanan yerli halktan yolda yürürken degisik safari, Nairobi civari gezi talepleriyle karsilastik. Bizim de Cumartesi sabahina Nairobi-Istanbul Pazar sabahi da Istanbul - Paris uçusumuz var THY ile. Dün THY bürosuna da ugradik taze haber alabilmek için ancak onlarin da bizden fazla bir sey bildikleri yok. Yarina kadar bekleyin karar verebilmek için dediler. Biz de beklemedeyiz. Uçuslar gerçi yavas yavas basladi Avrupa'da ama Cumartesi ve Pazar günleri rürgar nereden esecek, bulutlar hangi hava sahasini uçusa kapatacak simdiden tam bilinemiyor. Internetten kontrol ettik, dün iki Istanbul-Paris uçusu basariyla gerçeklestirilmis. Bulutlarin hareketine bagli uçucaz ve ya Nairobi'de kalacagiz. Bekleyelim görelim. Biz evimizde oldugumuzdan keyfimiz yerinde ama yollarda mahsur kalanlara kuvvet diliyorum.
Dün Fransiz Konsoloslugu'ndan bir mail aldik. Kenya'da tatilde olup da geri dönemeyen Fransizlar için evlerde kalacak yer ariyorlardi. Neyse dün aksam itibariyle herkes evlere yerlestirildi. Kenya'da yaptiklari safariyi hayatlari boyunca unutamayacaklari kesin.
Sadece Kenya degil bu güçlükleri yasayan tabi ki. Herkes az çok nasibini aliyor bu felaketten.
Daha tam global ekonomik krizden çikamamisken bir de volkanik krizin külleriyle savasmak...
Umarim Izlanda'nin volkanik küllerinden Zümrüdüanka kusu dünyamiz kendini yeni bastan yaratabilir.

17.4.10

Samburulu Feministlerin Mor Catisi-Umoja


Samburu Kabilesi'ne mensup Umoja Köyü kadinlari Kenya'nin en marjinal gruplari arasinda yer aliyor. Ataerkil bir kabile olan Samburu'da kadinlarin hemen hemen hiçbir hakki yok. Kiz çocuklarina ailelerde erkek çocuklarina taninan haklar maalesef taninmiyor. Kizlara sadece ileride baslik parasiyla aileye refah getirecek mallar olarak bakiliyor. Erkekler 2O inek, 10 keçi, deve, vs karsiliginda evlenecekleri kizi ailesinden satin aldiklarindan evlendikten eslerine istedikleri eziyeti yapma hakkini kendilerinde görüyorlar. Eslerini essek sudan gelinceye kadar dövüyor, hatta bazen daha da ileri gidip dayaktan öldürebiliyorlar bile. Hükümet bu tür cinayetlere hiç sesini çikartmiyor. Ölen esin yerine yenisi, hatta eger erkegin ekonomik düzeyi iyi ise 2.si, 3.sü vs pesi sira geliyor. 1990 senesinde eslerinin iskencesinden usanan 15 kadin öncelikle Umoja Uaso Kadin Grubu'nu kuruyor. Kendi el emekleriyle yaptiklari kolye, bilezik gibi hediyelik esyalari satmaya basliyorlar. Kendi ayaklari üzerinde durabildiklerine kanaat getirdiklerinde de büyük bir cesaret göstererek evlerini terk edip kendi köylerini kuruyorlar. Köyün lideri Rebecca Lolosoli. Biz köyde bulundugumuz gün Rebecca Nairobi'deydi, dolayisiyla karsilasamadik. Köyün girisinde durdugumuzda köy sakinleri arabanin etrafini çevirdiler. Içlerinden genç bir erkek bize duru bir Ingilizce ile köyümüze hosgeldiniz dedi. Hayli sasirtici. Umoja'nin, erkeklerin barinmadigi feminist bir köy oldugunu biliyorduk. "Nasil olur da bir erkek orada yasayabilir?" diye sorduk adinin Ben oldugunu sonradan ögrendigimiz genç erkege. Omoja'nin kurucularindan Nagusi'nin 8 çocugundan biri Ben. Nairobi yakinindaki Thika Üniversitesi, Eczacilik Fakültesi 3. sinifta okuyor. Ben köyden bir hanimla evli. Bir oglu var, esi 2.ye hamile. Okulunu bitirene kadar sadece tatillerde köyde kalmasina izin veriliyormus. "Okulu bitirir bitirmez ailemi de alip yakindaki kasabaya tasinip, kendi eczanemi açacagim. Halkimin bana ihtiyaci var." diyor Ben. Hepberaber köyü gezerken annesi de bize katiliyor. Köyün rengarek kadinlari bize köyün meydaninda el çirparak söyledikleri sarkilariyla bir karsilama töreni yapiyorlar adeta. Ben de onlara katiliyorum. Onlar ne yaparsa ben de yapiyorum, sözlerini anlamasam da sarkilarina eslik ediyorum. Pek keyifli.


Ben ve annesi Nagusi


Nagusi

Ben'e babasini görüp görmedigini soruyoruz. "Yeni esiyle yakinlarda yasiyor babam. Karsilasirsak birbirimizi öldürebiliriz, en iyisi hiç karsilasmamak." diyor. "Sen esine nasil davraniyorsun, baban gibi mi?" diye soruyorum. "Öyle davransam bu köyde barinabilir miyim?" diye soruyla cevap veriyor soruma. "Hem kadin erkek hepimiz esitiz biz." diye de ekliyor.
Grubun amaci zor durumda olan kadinlari bir çati altinda toplamak ve kadinlara haklarini anlatmak, ögretmek. Üssü Samburu'da olan Ingiliz askerlerinin tecavüz ettigi kadinlar da Umoja'ya siginmis. Evlilik disi hamile kalip, aileleri tarafindan reddedilmis genç kizlar da oradalar. Umoja Samburulu feminislerin adeta Mor Catisi . Kadinlarin sayisi zaman içinde 48'e ulasmis. Köylerinde ilk ögretim öncesi çocuklar için bir okul var. Köy disindan çocuklari da kabul ediyorlar okullarina. Okulun bir de asevi var. Asevinde sadece çocuklar için günlük yemek pisiriliyor. Köylerine yeni katilan biri için imece usulu küçük bir kulübe yapiyorlar en kisa sürede. Zaman içinde de yine imece usulu insa ettikleri daha büyük kulübesine tasiniyor yeni üye. Evlerini sedir agaci dallari, inek diskisi, kül ve çamur ile insa ediyorlar. Köyün ileri gelenlerinin toplanip önemli kararlarini aldiklari da tek katli betonarme bir binalari var. Zaman içinde ülke dahilinde ve ardindan da ülkeler, hatta kitalari asan bir üne kavusmus Umoja. Kuruculari Rebecca bir konferanstan digerine adeta yetismeye ve basari hikayelerini tüm dünyaya duyurmaya çabaliyor. Tabi bu çabalarin sonucu olarak da yardimlar pesi sira geliyor.
_

Amerika'nin yardimiyla ufak bir müze binasi insa etmis ve yavas yavas atalarinin kullandiklari alet edevatla içini doldurmaya baslamislar. Müzede üzerinde kiz sünnetine hayir yazili bir bagis kutusu gözümüze takiliyor. Samburu Kabilesi'nde kiz çocuklari erkek çocuklari gibi genç kizliga adim atabilmek için sünnet ediliyor. Sünnet esnasinda bazi genç kizlar ve dogum yaparken sünnetli olmalari dolayisiyla bazi hanimlar kanamanin durdurulamamasi neticesinde hayatlarini kaybetmis. Umoja ileri gelenleri kiz sünnetine karsi da savas açmislar. Artik yeni jenerasyonda sünnet uygulamasini kaldirdik diyorlar.
Umoja halki geçimlerini gelen turistlerden aldiklari köye giris bedeli ile kendi yaptiklari rengarenk kolye, bileklik, ahsap heykel, vs hediyelik esyalari satarak karsiliyorlar. Kismen hayvancilikla ugrassalar da geçen sene yasanan kuraklikta hayvanlarinin çogu telef olmus.
Massai Kabilesi'nin alt kabilesi olan Samburulular göçebe olan atalarinin yüzyillar önce Misir ve Israil topraklarindan gelerek buralara yerlestiklerine inaniyorlar. Massailer göçe devam edip Kenya'nin güneyine, hatta Tanzanya'ya kadar uzanmislar. Samburu Kabilesi adini da verdikleri Samburu bölgesinde kalmayi yeglemisler. Samburular Massailerle ayni dili Mae dilini konusuyorlar. Massailerden daha renkli, daha gösterisli kolyeler takiyorlar. Massailer gibi yüzlerini kizgin demirle daglayip, kulaklarini yirtip, koca koca delikler açmiyorlar. Geleneklerini korusalar da, medeniyetle daha bir hasir nesir olmuslar.


Yüzlerinde sukunet, dostluk, cesaret, gurur ve kararlilik hissedilen Umoja kadinlarina çiktiklari bu asil yolda sonuna kadar basarilar.

15.4.10

Oloolua Ormani

Dün Nairobi Accueil ekibi ile - çogu Fransiz, 3 Türk, 1 Kolombiyali, 1 Meksikali, 1 Fasli, 1 Kanadali, 1 Cezayirli, 1 Sudanli, vs, vs, vs, 21 hanim basimizda 2 rehberle Nairobi sinirlarindaki Oloolua Ormani'a (telaffuzu hayli zor, biz ona kisaca Olo diyelim!) yürüyüs ve yürüyüs üstü piknik yapmaya gittik. Burnumuzun dibinde böylesine bir doga harikasi varmis da biz niye daha önce kesfetmemisiz, vallahi ayip. Amanin o ne keyifti o öyle. Biz Türkler kendimizi Belgrad Ormani'nda yürüyüs yapiyormus gibi hissettik ve biraz nostalji yaptik. Halen yagisli sezonda oldugumuzdan aktivitemizden bir gece önce bardaktan bosanircasina yagmur yagdi. Yagislarin etkisiyle doga daha bir yesil, daha bir cosmus, toprak nemli, yagmurdan sonraki toprak kokusu havada, doga ile hasir nesir harika bir gün geçirdik. Karincalarin saldirisina mi ugramadik? Sanki üzerine jöle dökülmüs izlenimi veren devasa mantarlari, börtü böcegi, minik selaleyi, yemyesil bitki örtüsünü birbirimizle yarisirmiscasina fotografladik. Her trekkingde oldugu gibi bendeniz yine marifetimi gösterip tam piknik alanina varmak üzereyken üstü hafif yosun tutmus ahsap merdivenden 4/5 basamak popo üstü inise geçtim. Üstüm basim çamur içinde, az bir hasarla, sag elimde ufak tefek ezikle kazayi atlattim. "Eyvah, müzik hayatim oraya kadar miydi, acaba?"Eve gelir gelmez hemen piyanomun basina geçip denememi yaptim. Iih, sükür bitmemis :-).
Su yazimin basinda bahsettigim 3 Türk konusuna bir açiklik getireyim. Ekim 2009'dan beri benim de artik kendi milletimden arkadaslarim var Nairobi'de. Yuppiiii. Bir de Doruk adinda sevimli mi sevimli bir ogullari var ki (masallah), sevmeye doyama! Maskotumuz Doruk olmadan bir aktivite düsünemiyoruz artik. Gerçi gelecek Pazar yapacagimiz rafting turunda seni ekarte edip evde birakmak zorundayiz Doruk'cugum. Eh, artik kusurumuza bakmazsin.

_
_
_

_
_

_
_

_

10.4.10

Resim, resim ve yine resim

Gezdim, geldim, gezdiklerimi yazamadim ama bu arada bos mu oturdum?
Yo, hiç de degil.
Efendim Fransa dönüsü Samburu öncesi bir tablo, Samburu dönüsü de henüz bitmemis ama eli kulaginda ikinci tablomla hasir ve de nesir durumday-(im)-dim. Artik tablolarimi orijinal haliyle yayinlayamiyorum. Cünkü 2011 yilinda kismetse bir sergi projem var ve sergi için hazirladigim resimlerimin yüzlerinin eskimesini istemiyorum. Dolayisiyla yüzlerini eskitmemek adina onlari photoshop'da darmadagin ediyorum :-).

Omo Vadisi'nden iki arkadas portresi, photoshoplanip yüzleri darmadagin edilmis haliyle...

Henüz bitmemis, eli kulaginda tablom ile fonda bir önceki tablom. Eh seçebildiginiz kadariyla :-).

Ah bir de yazilarima el atabilsem, daha ne isterim???

1.4.10

Paskalya Tatili :-)

Bir ay uzakta olunca buralara alismak da 1 haftami aldi bu sefer. Tam alistim, yerlestim derken yine leylegi havada gördük. Eh, yarin Paskalya ve sali gününe kadar tatiliz. Bu kaçmaz bir firsat bizim için. Dolayisiyla yarin sabah tekerlek döner. Nereye mi? Methini çok duydugumuz, ancak bir türlü firsat bulup da daha önce gidemedigimiz, Kenya Dagi'nin eteklerindeki Ulusal Samburu Park'a gidiyoruz bu sefer. Geçen seneki safarilerimizde kuraklik dolayisiyla telef olmus hayvanlari görünce içimiz acimisti. Bu sene yagisli sezon hayli iyi ve edepli geçiyor. Nairobi gündüzleri günlük güneslik, günes batar batmaz bir sagnak yagmur basliyor ki keyfine diyecek yok. Bu durumda hayvanlarinda da keyfine diyecek yoktur herhalde.
Eh, gidelim yerinde tespit edelim bu durumu.
Paskalya'niz ve Paskalya'miz kutlu olsun :-).