11.2.09

Artefact/Expat Hayati

IÜ. Ingiliz Dili ve Edebiyati ögrencileri iki aylik Artefact isimli bir kültür dergisi çikartiyorlar hem de hiçbir yardim almadan, sadece kendi bütçeleriyle. Ben de yabancilasmayi konu aldiklari 3. sayilarina "Expat Hayati" baslikli yazimi göndermistim. Sagolsunlar dinozor bölümdaslarini kirmamis, yazimi yayimlamislar, hatta Angola'da çekmis oldugum ilave bir fotografimla.

Tüm Artefact ekibini bu girisimci çalismalarindan ötürü ayakta alkisliyorum.



4. sayilarinin konusu masallara o dönemde seferi olmam nedeniyle yazi yollayamadim. Basima hazirlanan 5. sayinin konusu ise delilik. Tam bana göre bir konu. Hemen kagit, kalem ele alina ve yazila!



Artefact Kültür Dergisi'ni Beyoglu ve Kadiköy Mephisto Kitabevi'nden temin edebilirsiniz. Ben Istanbul'dayken hem Beyoglu'nda dolastim, hem de 3. sayidan, hani benim de yazimin içinde olandan bir adet temin ettim.




Expat Hayati
"Kültürüne, insanlarina, tabiatina yabanci oldugun, yepyeni bir ülkeye günün birinde tayinin çikar, tasi taragi toplar vatanindan, annenden, babandan, kardesinden, yere göge koyamadigin yegeninden, arkadaslarindan ayrilir, hatiralarinla ve valizine sigdirabildigin kadar esyanla, esinle elele tutusup seni ne gibi surprizlerin beklediginden bihaber çikarsin uzun bir yolculuga. Sevdiklerinden ayrildigin o gün bir hiçkirik dügümlenir bogazinda, aglayabilsen rahatlayacaginin bilincindesindir, ama nafile. Didinir, ugrasir kendine yepyeni bir hayat sekillendirirsin. Eski hayatindan tamamen soyutlanip, yabancilasmamak için elinden gelen gayreti sarfedersin. Zamanla uyum saglar ve yeni hayatina kendin gibi vatanindan, ailesinden, çocuklarindan, kisacasi tüm sevdiklerinden geçim gailesi ugruna ayri düsmüs es dost çevresini de dahil edersin. Expat* hayati aslinda maceralarla dolu, içinde birçok gizi barindiran, insani heyecanlandiran, adrenalin orani yüksek, uzaktan bakildiginda insana sihirli bir kutu izlenimi veren, birçok kisinin imrendigi ancak içinde yasayanin gerçekten çok güçlü bir karaktere sahip olmasini gerektiren, keyifli oldugu kadar hayli zorluklari da bünyesinde barindiran bir yasam sekli. Expat hayatinda manevi açidan kendinizi bir türlü tam hissedemezsiniz, hep bir seyler eksiktir. Arkadas edinmek kolaydir da gerçek bir dost edinmek hayli zordur. Hele bir de kendi kültüründen uzaklarda gerçek bir dost edindiysen gerçekten çok sansli addedersin kendini. Zaman içinde paylastiklarin üst üste katlanir, gün gelir senin sirdasin, gün gelir ablanin, annenin yerine koyabilecegin kadar yakinindir o dostun. Ancak bir gün dostun yüzünde üzgün bir ifade, belki de üzüntüyle karisik bir endise ile, bilinmeyenden duyulan kaygi ile gelir ve artik görev sürelerinin doldugunu, dünyanin bir baska kösesinde yeni bir göreve tayin edildiklerinin bilgisini verir. Iste o an hiçkiriklar ikinizin de bogazinda dügümlenir, bir süre öylece kalirsiniz. Ilk basta kendini düsünür ve bencilce bir üzüntü duyarsin. Sonra araya mesafeler de girse gerçek dostluklarin hep ayni lezzette sürecegini düsünür kendini bir nebze de olsa rahatlatirsin, ama her istediginde onu göremeyecek olman içini acitir. Öte yandan dostun için kaygilanir, "Yeni hayati buradaki gibi olabilecek mi acaba?" , "Orada baska gerçek dostluklar kurabilecek mi?" diye düsünürsün. Ardindan ayni gerçekleri bir süre sonra senin de yasayacagini, herseye hazirlikli olman gerektigini kendine telkin edersin. Bu yasam seklini seçen insanlar bastan kabullenmistir oysa bu durumu diye düsünebilir okuyanlar. Ne kadar kabullenilse de , belli bir süre yasadigin yere karsi aidiyet duygusuyla son birkaç senenin hatiralarinin her yere kazinmis oldugu o eve son bir bakis atarsin nakliye sirketinin elemanlari esyalari kolilere yerlestirirken. "Aman dikkat edin, düzgün sarın, kırılmasın!" diye uyarırsın gayriihtiyari çalisanlari. Aslında o anda o eşyanın yeni yerine ulaşirken geçireceği yolculukta kırilması değildir size o uyarıyı yaptıran. Kuracagin yeni hayatinda o nesneye baktığında geçirmis oldugun birkaç senenin hatiralari canlanacaktir gözünün önünde. O artik nesneden öte, yasayan bir varliktir senin için.
Iki senelik Angola expat tecrübemizden sonra bu sene agustos ayinda Kenya'ya tasinmamiz sirasindaki duygularimdi az önce okudugunuz satirlarda sizlerle paylastiklarim.

Expat / expatriate : Kendi vatanindan baska ulkede yasayan kimse."

9 yorum:

Butterfly dedi ki...

Bu yazı beni çok duygulandırdı zaten son zamanlarda içimde olan şiddetli dönme isteğini kamçıladı,ne kadar iyi şartlar olsada tam adapte olamıyor insan.Özlüyor herşeyi işte ...Çok güzel dile getirmişsin yüreğine sağlık.Sevgilerimle

narincir dedi ki...

Expat, ben de ondanim... frankfurtayim, esimin elini tutup gelmistim ben de, once kopenhaga, sonra buraya. Simdi 5 gunluk bir kenya seyahati var.napcam bilmiyorum, esimin isi var ben otelde pineklemem insallah. sizin yazdiklarinizdan kenyayla alakali bir malumat edinmeye calistim. tesekkurler.
h.seher

Tanya's dedi ki...

Eee pes,bide aynı bölümden mi mezunuz?

şaşkınım..dergiyi bulmaya çalışacağım..pek duygulandım bak.

figoltx dedi ki...

Tanya, ben de sasirdim, ayni bölümden mezunuz demek! Ben 90 Ocak'da mezun oldum. Sen benden sonraki dönemlerden osan gerek.

Ya, geçlerin dergisi beni de çok duygulandirdi. Umarim ayni idealism ruhuyla devam ederler...

figoltx dedi ki...

Narincir, Kenya ile ilgili yazacak cok sey var, ancak yavas yavas. Daha 7 ay oldu Nairobi'ye tasinali. Zaman alacak ilginç köseleri kesfetmek.
Esiniz isteyken otelin yardimiyla bir turizm acentasindan gunluk turlar ayarlayabilirsiniz. Cok da keyifli gecer dusuncesindeyim. Selamlar Frankfurt'a...

Tanya's dedi ki...

Ben 89 girişliyim..1 sene beraber okumuşuz..hay talih..

figoltx dedi ki...

Tanya'ya : Ben Aksit Göktürk'den son Willam Sheaksper dersini alan sansli azinliktanim. Bir sene birlikte okumusuz demek seninle.
Ha, ayrica günümüzün popüler yazarlari Hamdi Koç ve Müge Iplikçi ile anyi dönemdenim.

Adsız dedi ki...

Angola ile ilgili hazırladığınız sayfaya yapılan yorumlara hala bakıyor musunuz bilmiyorum, o yüzden aynı yorumu buraya da gönderiyorum:


Muhteşem mi, yoksa felaket mi? Karar veremiyorum. Çünki henüz gitmedim. O topraklara ayak basmadım hiç. Duygularım Angola'nın muhteşem olduğunu söylüyor, fakat mantığım felaket olmasından korkuyor. Son 5 yıldır, tesadüfi bir şekilde tanıştığım Angola müziği dinliyorum yoğun şekilde. Birçok Angola'lı sanatçıyı arşivledim. Bu muhteşem müzikten dolayı bu ülkeye karşı tarif edilemez bir ilgi duyuyorum, duygusal bağlılık hissediyorum. Sürekli internetten Angola hakkında birşeyler araştırıyorum. Resimler indiriyorum. Bu ülkeye gitmek, hatta bazen burada yaşamak istiyorum ama mümkün mü? Mantıklı olur mu? Pişman mı olurum, hayallerim mi yıkılır yoksa buraya tapar mıyım hiç bilemiyorum. Şu an böyle bir ihtimal bile yok zaten sadece hayal. Ancak günün birinde gerçekleştirmek istiyorum yine de. Bu ülke ile ilgili bilgiye ihtiyacım var, tecrübelerinizden faydalanmak beni çok sevindirir. Mail ardesim: afrikadostu@yahoo.com.tr

figoltx dedi ki...

Afrika dostu, Angola siteme uzun süredir bakmamistim, dolayisiyla görmedim mesajinizi.
Angola hem çekici bir ülke, ayni zamanda da zorluklari hayli fazla. Madem Angola'da bir dönem yasamak hayaliniz, bence hayalinizin pesine takilin, deneyin. Gelecekte keske yapsaydim demezsiniz. Angola ile ilgili tüm tecrübelerimi eski blogumda yazi ve fotograflarimla paylastim. Yazilarimi okuyarak detay bilgi edinebilirsiniz.
Selamlar...