Bu kisa bilgiden sonra gezimize devam edelim.
Sadece kilise, obeliks, vs gezerek Axum'daki yasama nüfuz etmemiz mümkün degildi. Biz de rehberimize bizi Axum'un bir köyüne götürmesini, hatta mümkünse köydeki evlerden birini ziyaret etmek istedigimizi söyledik.
Köyde tastan yuvarlak biçimde insa edilmis tipik Tigran evlerinden birinin sahibi bizi evine kabul etti.
Ev iki minik, tek katli yuvarlak tas binadan olusuyordu, biri yasam mekani, digeri mutfak ve kiler olarak kullaniliyor.
Tigranli hanimlarin evli mi bekar mi oldugu saç tarayislarindan anlasilirmis. Ev sahibi hanim saçlarini çizgi çizgi örerek ensesinde toplanmisti. Bu saç sekli evli oldugunun simgesiymis. Bekar kizlar ise kulaklarinin üstündeki saçlarini kazirlarmis ta ki evlenene kadar.
Axum halkinin giyim sekli müslümanlarinkinden pek de uzak degil. Ince beyaz bir kumasla saçlarini ve omuzlarindan asagisini örtüyorlar. Halk çok fakir. Halkin büyük kismi tarim ve hayvancilikla ugrasiyor. Diger büyük bir kismi ise dileniyor. Fakir halkin diger bir kismi da karinlarini doyurabilmek için toprak altindan çikarttiklari tarihi parçalari satarak geçiniyor. Gerçekten bu parçalarin tarihi degere sahip olup olmadigi konusunda basta tereddüt ettik, hatta havaalaninda çikista tarihi eser kaçakçiligindan problem yasariz diye pek ilgilenmedik bile ama ardindan minik bir seramik heykel, bir sikke (eski para), bir adet sistern (kiliselerde ilk kullanilan müzik aleti), üzerinde Hz. Musa'ya gelen yahudiligin 10 emrinin figürlerle bezendigi tahta bir kitabe (bir rivayete ve antikacinin verdigi belgeye göre 200 yillikmis), eski zamanda imza yerine geçen damgalardan bir adet, vs edindik. Tabi hepsinin belgesini almayi da ihmal etmedik. Belgeniz olunca hiç problem yok, istediginizi çikartabilirsiniz Etopya'dan. Havaalanindaki antikacilar bile tarihi eser oldugunu iddia ettikleri parçalari belgeleriyle satisa sunmuslar.
Tipik Tigran köy evine misafir olduktan sonra yolumuzun üstünde ekin biçen köylülerle sohbet etmek için durduk. Bizim saç ekmegine benzeyen, injera adli pidelerinin üzeri bol baharatla pisirilmis kuru fasülyeden olusan o günlük aslarini bizimle paylasmak üzere minik yer sofralarini kurdular. Kendi yetistirdikleri arpadan ürettikleri biralarini da teneke kutu içinde bize ikram ettiler. Reddetmenin ayip olacagi düsüncesiyle sadece dudagimi deydirerek tadina bakabildim biranin. Bira konusunda yorum yok ama Etopya'ya özgü injerayi denemenizi öneririm.
Tipik Tigran köy evine misafir olduktan sonra yolumuzun üstünde ekin biçen köylülerle sohbet etmek için durduk. Bizim saç ekmegine benzeyen, injera adli pidelerinin üzeri bol baharatla pisirilmis kuru fasülyeden olusan o günlük aslarini bizimle paylasmak üzere minik yer sofralarini kurdular. Kendi yetistirdikleri arpadan ürettikleri biralarini da teneke kutu içinde bize ikram ettiler. Reddetmenin ayip olacagi düsüncesiyle sadece dudagimi deydirerek tadina bakabildim biranin. Bira konusunda yorum yok ama Etopya'ya özgü injerayi denemenizi öneririm.
Hemen kollari sivayip, ise koyuldum...
Rehberimizle injeranin tadina bakarken...
Adis Ababa'ya ilk gidisimizde tipik Etopya restoraninda injera ziyafeti... Önce eller ibrikten akan suyla yikaniyor. Ardindan temiz ellerle injeraya daliniyor. Injeranin içindekiler hayli baharatli et ve sebze yemekleri...