piyano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
piyano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.2.12

Winnie the POOH...

Benim piyano hocası Winnie meğerse beni jazz piyanisti Diana Krall'a benzetirmiş. Bu olağanüstü iltifat karşısında "Pöf, daha neler" diyeceğime ne desem beğenirsiniz? Ağzımdan aynen şu kelimeler çıktı "Winnie the POOH!". İkimiz de kahkahalarla gülmeye başladık. "Bu aynen hani bizim bütün Uzakdoğuluları birbirine benzetmemize, hangi milletten olduklarını anlamamamıza, Çinli'yi Japon, Japon'u Endonezyalı, Endonezyalıyı Malezyalı sanmamız gibi birşey sanırım. Bu Winnie'nin beni ne kadar çok sevdiğinin bir göstergesi olsa gerek. Bu durumda bana gönül gözüyle baktığı için sanırım o güzeller güzeli, gerek güzelliğine, gerek zerafetine, en çok da müziğine hayran olduğum Diana Krall ile aramda bir benzerlik kurmuş zaar. Bunu bana söylediğinde suratına anlamsızca bakıp "Winnie sana ne ısmarlayayım?" diyeceğime, müzik okulunda olduğumuz için "Winnie sana ne çalayım?" dedim. Zaten sınav parçaları üzerinde çalıştığımız için "O zaman, haydi bana jazz parçanı çalıver" dedi. Eh, başladım çalmaya da acucuk ucundan Diana Krall'a benzetiliyor olmak bana bu parçayı çalmada ekstra bir avantaj sağlamıyordu tabi ki. "Klasik bir parça ver, gözünün yağını yiyeyim Winnie" dedim. Bu sefer anlamsız bakma sırası ondaydı. Çok iğrencim, biliyorum. Ayrıca bu sözden de NEFRET EDERİM. Ancak, cümle içinde kullanmak istedim, ne yapayım? Pek çaktırmasam da klasik biriyim ben aslında, dolayısıyla da klasik parçalara yöneliyorum hemen. Of dedim Winnie'ye benim içimde Afrikalıların hani o doğasında olan jazz ritmi yok. Amerika'da da zaten "Jazz", "Blues" Afrika'dan hani zorla Yeni Dünya'ya şeker plantasyonlarında çalıştırılmak üzere götürülen zenciler sayesinde doğmadı mı? Adamların içinde gerçek ritm duygusu, (+) müzik kulağı, dolayısıyla bunlara ilaveten dans kabiliyeti, sporda yüksek yetileri, vesaire, vesaire, var da var işte. Sizi bilmem ne dersiniz, ama Ben Afrikalılara ÜSTÜN IRK diyorum. Neyse biz konumuza dönelim. "Bak Winnie!" dedim. "Ben bu parçanın içine ediyorum, gel yol yakınken dönelim, 3. parça olarak paşa paşa bir klasik partisyon seçelim". Winnie Nuh dedi Peygamber demedi. Dedim, Kenya'nın ileri gelen piyanistlerinden Winnie'nin zaar bir bildiği vardır. Hele bir de Winnie beni ilginç benzetmesiyle taltif etmiş, bu durumda ona asla karşı gelemezdim, tabi ki boyun eğdim.



Neredeyse sınava gireceğime bunalıma girmek üzereydim kiiiiiiiiiiii.



Merak ettiniz değil mi, şimdi ne aşamada olduğumuzu.


Söylemiyeceğim, işte, acucuk daha merak ediverin :-).



Tamam tamam, bugün ağzımda bakla ıslanmıyor.



Hayli kilolu Winnie sayemde bir taşla iki kuş vurup birkaç kilo verip form tuttu.



Ben mi?






Yuppi!!! Çabalar meyvelerini gayet güzel vermekte....



Teşekkürler Winnie...

30.1.12

Tenisçi Dirseği...

2011 Ağustos'dan beri sağ dirseğimde, tam da tenisçi dirseği denilen yerdeki tendonlarda bir ağrı var. Dayanılmaz bir ağrı olmadığı için kısa bir süre öncesine kadar üzerine gitmedim ama önlem olarak bir süreliğine tenis oynamayı bıraktım.





Tenisçi Dirseğinin Belirtileri
- Kolun üst kısmında dirseğin hemen dış ve alt kısmında oluşan ağrı. Yaygın olarak bu ağrı dirsekten kol boyunca bileğe doğru vurur. EVET

- Bir şeyler kaldırırken veya kol bükülüyken ağrı hissedilmesi veya birşeyleri kavrarken (kahve fincanı gibi küçük şeyleri bile) ağrı hissedilmesi. EVET

- Kolun dirsekten alt kısmını iyice gerinerek ileriye doğru uzatmada zorluk yaşanması (dirsek iç kısmındaki kas, tendon ve iç bağlarda oluşan hararet arması, kızarıklık ve şişme gibi vücut reaksiyonalarından dolayı). KISMEN


- Tipik olarak 6 ile 12 hafta arasında süren ağrı. Rahatsızlık hissetme ise 3 haftadan birkaç yıla kadar sürebilmektedir. EYVAH :-)...





Tenise ara verince bu ağrının zaman içinde geçeceğini varsaymıştım. Ancak tenisi bırakalı 5 ay olmasına rağmen o ağrı, ya da sızı halen geçmedi, ben buradayım diyor. Hele bir de geçenlerde tam da o sızlayan noktayı sivri bir köşeye hızla çarpınca ağrının derecesi daha da bir arttı. Aslında geçen günkü piyano dersime kadar bu durum pek de kafama takılmıyordu. Temmuz ayındaki ABSRM (Royal Academy) 8. seviye (son seviye) piyano sınavına hazırlanıyorum malumunuz. Ancak tenisçi dirseğinin verdiği ağrıyla ilintili olarak sağ elimin baş parmağında bir kasılma oluyor ve bu da tuşlara basışımı, parçaları çalarken ki hızımı ve akıcılığımı etkiliyordu. Konu ile ilgili internette bir araştırma yaptım. Tenisçi dirseği sadece tenis oynayanların başına gelmiyor, daktilo yazanların, günümüzde daktilo mu kaldı diyorsanız eğer, o zaman günümüzde klavye başında çok vakit geçirenlerin, işlerinde aynı hareketi sürekli tekrarlayanların, bir dost ortamında , tuvalette, yatakta günün 24 saatinde elinden cep telefonunu düşürmeyenlerin (ıyyyyk ne itici), golf oynayanların ve benim için önemli bir ayrıntı piyano çalanların başına gelebiliyormuş. Aman Allahım, ne çok piyanist var tenişçi dirseğinden muzdarip. Bir müzik sitesine kaydoldum. Bu sitenin forum kısmında neler yapılması ve neler yapılmaması gerektiği anlatılıyor açık ve net. Oradaki önerileri uyguluyorum bir süredir. Mesela ağrıyan yere, tam tendonların üzerine buz kompresi hayli iyi geliyor. O sitede önerilmese de tenis oynarken kullandığım bantla piyano çalıyorum artık :-). Komik olabilir ama o da işe yarıyor.

Tenisin piyanoyla bağlantısı hiç aklıma gelmemişti :-)...

15.6.09

Ali Baba'nin Hazinesi

Sene 2006, aylardan Haziran...

Istanbul'dan Fransa'nin kuzey bati sehri Dinard'a yola çikis zamani gelmis, çatmis.
Göztepe'deki benim ve Bebek'teki esimin evi hummali bir sekilde toplanip kolilere yerlestiriliyor. Bebek'teki evden ben, Göztepe'deki evden de annem mesul. Biz sadece nakliyat sirketinin elemanlarina nezaret ediyoruz. Iki evde de üç gün süren hummali çalismadan sonra esyalar toplanmis, itinayla kolilere konulmus, hatta esimin motosikleti ile benim piyanom da özel kasalara yerlestirilmis. Bu toparlanma islemi bittikten sonra biz Fransa'ya dogru iki bavulumuzla yola çikabiliriz artik.

Yaklasik bir ay sonra Türkiye'den esyalar eksiksiz, firesiz, tek parça olarak ulastilar Dinard'a. Iki basimiza iki evin esyasini (yaklasik 50 m3 kadarcik) tek eve yerlestirme asamasi gerçekten pek bir zorluydu. Neyse o kismi hiç mi hiç hatirlamak istemiyorum. Koli aç, koli bosalt, yerlestir, vs, vs...


Nereden geldim bu konuya ta 3 sene sonra?

Yaklasik 3 ay önce Nairobi'de elektronik bir piyano (tasimasi kolay diye bu sefer elektronik tercih ettim) satin aldim ve yillar sonra müzige tekrar geri döndüm bu sayede. Hatta bu hiz London Music School'un Ekim ayinda Nairobi'deki sinavlarina (grade 5) de hazirlanmaya basladim. Fransa'ya gittigim de pratik yapabilmem için oradaki piyanomun acilen akorda ihtiyaci vardi. Neyse Mayis tatili için Dinard'a dogru yola çikmadan önce birini ayarladik akord yapmasi için piyanomu. Akordcu bey geldi ve islemine basladi. Yaklasik bir saatlik akord isleminden sonra beni yanina çagirdi. Sandim ki "Akordunu yaptim piyanonuzun, denemek ister misiniz?" diyecek. Yanina gittigimde odanin isil isil aydinlandigini fark ettim ve piyanoya hayretler içinde bakakaldim. Akordcu bey akord islemini tamamladiktan sonra piyanonun alt kisminda bulunan tahta paneli açmis. Açar açmaz da oda adeta Ali Baba''nin hazinesiyle isil isil aydinlanmis. Meger annem -hani benim Göztepe'deki evimin toplanmasindan sorumluydu ya - evdeki bütün gümüsleri piyanonun alt kismindaki bölmeye doldurmus tasinma esnasinda. Benim altin, gümüs, vs degerli madenlerle pek isim olmadigindan esyalari yerlestirirken aklima bile gelmedi nerede bu gümüsler diye düsünmek.

Ben piyanonun alt bölmesini isil isil görünce bir süre gülme krizine tutulup, ardindan akordu yapan beye durumu lisani münasiple açiklamaya çalistim. Anlatabildim mi? Hadi anlattim da, o anlayabildi mi? Pek emin degilim.


Isil isil piyano, hele hele akordcu beyin o saskin bakisi ve canim annemin pratikligi aklima geldikçe gülüyorum...