Etiyopya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Etiyopya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.7.15

Kadın Olmak Afrika'da Daha da Zor!

Sevgili Blog Dostlarım uzun bir aradan sonra tekrar merhaba!
Bu süre zarfında neler neler oldu, ne geziler, ne kutlamalar, ne yorgunluklar, ne iş başarmalar, neler neler?
Nereden başlamalı, nasıl anlatmalı? Anlatacak zamana ihtiyacım olduğu bir gerçek, hele hele kısa vadeli planlarımı düşündüğümde. Eh, artık, zamanım ve gücüm el verdiğince artık bir yerlerden başlamalı...
Haziran ayında analitik düşünenlerin ve akademisyenlerin favori dergisi Analist'te Afrika'da Kadın Olmanın Zorlukları üzerine uzunca bir yazı yazdım. Kadın olmak zor, hele hele Afrika'da kadın olmayı ne siz sorun ne ben anlatayım diyeceğim ama bir kere anlatmış bulundum. Bu tanıtım için hayli geciktim biliyorum, Temmuz ayına çoktan vasıl olduk bile. Ancak yine de derginin Haziran sayısına siz de sahip olmak istiyorsanız eğer bayilerinize değil derginin www.analistdergisi.com adresine danışmanızda yarar var diye düşünüyorum.
Analisr Dergisi için yazı yazmaktan büyük bir keyif aldım...
Yazımda kullanılan fotoğrafların hepsi bana Figen Gündüz Letaconnoux'a aittir.
Sevgiler,
Beni takipte kalın lütfen!  

13.1.15

Kahvenin Tarihçesi - Biraz içiniz ısınsın...

Türkiye'de yaşanmakta olan dondurucu soğuklarda biraz içiniz ısınsın diye sizler için Kahvenin Tarihçesini kaleme aldım.

Merak edenler yazımı A Plus Garden Dergisi Ocak-Şubat sayısında okuyabilirler.

Sevgiyle kalın!...

4.6.14

Charity Art & Sale Exhibition in Addis-Ababa

My woodcut print exhibition "Charity Art & Sale"has been started today in UN Center-Addis Ababa.

United Nations Women's Association (UNWA)

"Women United for A Better World"

19.2.14

Kitapyurdu'na bir ziyaret....

Etiyopya'dan Türkiye'ye günaydın!

Bu hafta nihayet ikinci kitabıma kaldığım yerden devam etmeye başladım. Uzun ara verince yoğun çalışma düzenine alışmak zor oluyormuş. Neyse, nelere alıştık, alışıyoruz bu hayatta, ona da alışırım elbet. 
Dün internette dolaşırken kitapyurdu'na bir göz atayım dedim. Kitabım üzerine yazılmış iki süper yorum beni çok mutlu etti. Bu motivasyonla kim tutar beni, yazılsın yazılar, seçilsin ilgili fotoğraflar ve ufukta ikinci kitap var :-).
Eğer, "Yaşamımdan Süzülen Afrika" isimli kitabımı okuduysanız ve siz de benim bebeğimle ilgili yorum yazmak isterseniz sizi kitapyurdu adresine bekliyorum efendim. Eğer hâlâ kitabımdan edinip de okuyamadıysanız işte size yeni bir fırsat, hem de %25 indirimli fiyatla, kargo parası ödemeden sipariş verebilir ve verdiğiniz adreste teslim alabilirsiniz.
Sizlere benim Afrika'mın satır aralarında keyfili bir seyahat diliyorum.
Şimdiden ilginize çok teşekkürler...   

17.2.14

Eyvah! Uçak kaçırıldı.....

Etiyopya Havayollarına ait Addis Ababa-Roma seferi yapan Boeing 767-300 türü uçak yardımcı pilot tarafından kaçırıldı. Yetkililer uçağın Roma yerine Cenevre'ye indiğini ifade ettiler. Yardımcı pilotun derdi İsviçre'ye iltica etmekmiş meğer. Uçuş esnasında pilot tuvalete gidince yardımcı pilot kokpitin kapısını kilitlemiş ve uçağı kaçırımış. Ben hep diyorum bu Etiyopyalılar biraz farklı diye ...

30.12.13

Hürriyet Gazetesi Seyahat Eki'nde Etiyopya'nın rengarenk Timkat Festivali...

Bugün tarihli Hürriyet Gazetesi Seyahat Eki'nde Etiyopya'nın rengarenk Timkat Festivali'ni yazdım.





1.2.13

Addis Ababa atölyemin açılışı ve ilk çalışmam...

Addis Ababa'daki evimize yerleşir yerleşmez bir odasını kendime atölye olarak düzenledim. Ancak başka uğraşlarla haşır neşir olmam, bir de 6 aylık Addis Ababa mazimizin yaklaşık 2 ayını Türkiye, Fransa ve Fas'da geçirmem dolayısıyla bir türlü atölyemin açılışını yapamamıştım. Nihayet geçen hafta kurdeleyi kestim ve çalışmaya başladım. Şu anda bir "siyah & beyaz" ağaç baskı çalışmamla 7 renkli diğer bir ağaç baskı çalışmam devam etmekte. Bugün ilk "siyah & beyaz" baskımı tamamladım ve fotoğrafını çekip bu yazımın sonuna ekledim.

Hayırlı uğurlu, bol üretimli olsun inşallah!

Bahçeye bakarken hayallere dalıp üretimi de unutabilirim, riskli :-)...

  
 Gereken her türlü malzeme var, artık gerisi bana kalmış...
Bu da ilk çalışmam. Omo Vadisi'nden bir genç kız portresi, siyah & beyaz kanvas üzerine ağaç baskı,
30 x 30 cm ebatında...


30.1.13

Etiyopya Çağdaş Sanat Sergisi, 2012 - Hotel Sheraton

Addis Ababa'nın sosyal takviminde en önemli organizasyonlardan biri de beş yıldır Hotel Sheraton'da gerçekleştirilen Etiyopya Çağdaş Sanat Sergisi. Dört gün süren sergi Etiyopyalı sanatçılar için eserlerini daha geniş kitlelerle paylaşmak ve satış imkanı yakalamak adına çok önemli. Sanata yıllarını vermiş sanatçıların yanı sıra Addis Ababa Güzel Sanatlar Fakültesi'nden yeni mezunlar da sergide eserleriyle yer almaktalar.

Annemle babamın bizi ziyarete geldiği Kasım 2012'ye denk gelen sergi açılışına annemle birlikte gittik. 2008 yılında ilki gerçekleştirilen, o zamandan beri de geleneksellleşen Etiyopya Çağdaş Sanat Sergisi'nin 5.sini gezmek üzere sergi salonundayız. Sergilenen eserlerin güzelliği beni hayli heyecanlandırıyor. Hepsi tek tek, uzun uzun incelenmeyi hak ediyorlar, ama zaman kısıtlı. Ben de ilgimi çekenlerin önünde durup tek tek inceliyorum. Fotoğraf çekmek yasak ama dayanamayıp birkaç tanesini fotoğraflıyorum çaktırmadan.
Genç jenerasyon, çağdaş sanatçılardan Tewodros Hagos'un portre çalışmaları hayli dikkat çekici. Portreler içinde zor hayat koşullarını, hüznü, yaşanmışlıkları barındırıyorlar sanki. Geçenlerde Tewodros'un çalışmalarından birini Addis'deki bir arkadaşın evinin duvarında gördüğümü ve uzun uzun incelediğimi, hatta sanatçının adını not edip bir gün atölyesini ziyaret etmeye karar verdiğimi hatırlıyorum.






Sergide eserleri bulunan 50 sanatçıdan hangi birinden bahsetsem bilemiyorum. Ben anlatacağıma en iyisi gizli çekmiş olduğum fotoğraflardan bazıları kendilerini anlatsınlar.













Sergiye katılan sanatçılar arasında Hotel Sheraton'un duvarlarını süsleyen, her önünden geçişimde incelediğim ve her seferinde de yeni gizemler yakaladığım tabloların sahibi, sergiyi düzenliyenlerden biri, ressam Lulseged Retta ile tanışma şerefine nail oluyorum.  İlk yıl sekiz sanatçının katılımıyla yola çıkan organizasyon, takip eden üç yıl içinde hızla büyümüş ve katılımcı sayısı sekizden otuzlara, kırklara, hatta ellilerin üzerine çıkmış. Katılımcıların sayı olarak artmasıyla birlikte Etiyopya sanatının çeşitliliği de sanat severlere ulaşır olmuş. Hele 2012 yılı  sergisi hazırlıkları esnasında sanatçılar, sanat eğitimi görenler, tarihçiler, kolleksiyonerler, eserlerini sergileyenlerin hepsi bu organizasyon için seferber olmuşlar. Sergi kurulunun titiz çalışması sonucunda sergiye katılacak sanatçılar ve sergilenecek eserleri itinayla seçilmiş. Satın aldığım sergi kataloğunu değerli sanatçı Lulseged'den yaptığımız bu tatlı sohbet akabinde imzalamasını rica ediyorum. Beni kırmıyor imzalıyor.
Dünya çapında üne sahip, İngiltere'de eğitimini tamamlamış, yıllardır bu organizasyona destek veren ressam  Maitre Afewerk Tekle 10 Nisan 2012'de, 80 yaşında hayatını kaybetmesine rağmen çağdaş Etiyopyalı sanatçılara seçtikleri yolda uzun yıllar ışık tutmaya devam edecek gibi görünüyor.  Gelenekselleşmiş bu organizasyon da çağdaş Etiyopya sanatının daha geniş kitlelerce, hatta belki bir adım daha ileri giderek dünya çapında tanınmasına ön ayak olacağına gönülden inanıyorum.  

2013 yılında gerçekleştirilecek Etiyopya Çağdaş Sanat Sergisi'ni heyecanla bekliyor olacağım.

4.2.12

Sudan'da savaş çanları kimin için çalıyor...

"Sudan Devlet Başkanı Ömer Hasan El Beşir, petrol gerginliği nedeniyle geçen sene Sudan ve Güney Sudan olarak bölünen iki ülke arasında savaş çıkabileceğini söyledi.

Beşir verdiği röportajda "Sudan ile Güney Sudan arasında savaş çıkabilir mi?" sorusuna, savaşı başlatan taraf olmayacaklarını, ancak böyle bir ihtimalin olduğunu, barış istemelerine rağmen buna mecbur kalırlarsa savaşabilecekleri cevabını verdi.
Sudan'ı yüzlerce milyon dolar değerinde petrol çalmakla suçlayan Güney Sudan hükümeti, geçen ayın sonlarında ülkedeki 900'den fazla kuyuyu kapatarak petrol üretimini durdurmuştu."
Haber kaynağı: Dünyabülteni.net 04/02/2012

Biz Etiyopya'ya taşınıyoruz, ortalık toz duman haline geldi.

Etitopya'nın kuzeyinde, Eritre sınırında bir süre önce turistler saldırıya uğradılar. 5'i hayatını kaybederken, 4'ü yaralı kurtuldu, birkaçı da rehin alındı. Etiyopya hükümeti suçu kanlısı Eritre'ye atıyor. Eritre de aynen suçu Etiyopya'da buluyor.

Kenya zaten Somali ile bir süredir savaş halinde. Hele bir de 2012 Kenya'da seçim yılı. Umarım 2007 sonunda yaşanan etnik çatışmalar yine siyasetin en yüksek koltuğunu kapma uğruna yaşanmaz. Seçim süreci sakin geçer.

Ya Etiyopya'nın batı komşusu Sudan'a ne demeli şimdi? Bir o eksikti. O da kaynamaya başladı. Afrika ülkelerine bir çift sözüm var :

"BÜYÜK ULUSLARIN DOLDURUŞUNA LÜTFEN GELMEYİN!"

Eski anlamda sömürgecilik kavramı günümüzde OUT amaaaaaa, aması var, dış güçler Afrika'ya karşı sömürgecilik yaklaşımını değiştirdiler, sömürgeciliğe daha bir çağdaş görünüm kazandırdılar. Sizleri maşa olarak kullanıyorlar kendi çıkarları için.

LÜTFEN ALET OLMAYIN!!!

Hu beni duyan var mı acaba?

31.1.12

3 vakte kadar bize yol göründü...

Bekleme süreçlerinden oldum olası nefret etmişimdir. Ne kadar sevimsiz bir dönem olsa da maalesef bizim hayatımızın bir parçası ve her 3, hadi bilemediniz 4 senede bir ülke değiştirdiğimiz için bunu yaşamak bizim kaderimiz. Kaçış yok.


Yaklaşık 4 senelik Kenya maceramızın da sonuna yaklaşmış bulunuyoruz.


Hangi ülkeye tayinimiz çıktığından bahsetmeden önce sizlere hangi ülkeler olabilirdi, bu süreç içinde ne kararlar çıktı, hangi kararların üzerine çizik atıldı ve nihai ülkeye karar kılınana kadar hangi ülkelere düşünce gücüyle gittiğimizi, o diyarlara ayak basmadan önce kendimizi o ülke koşullarına nasıl hazırladığımızı, ardından değişen kararla diğer ülkeye yine düşüncelerimizde adapte olmaya çalıştığımızı bahsedeyim biraz. Gidebileceğimiz ülkeler içinde Etiyopya, Umman, Kuveyt, Abu Dabi ve Rusya vardı. İlk karar Etiyopya'yı büyük bir sevinçle karşıladık. Kenya'nın kuzey komşusu Etiyopya'ya defalarca gitmiş ve hatta insanından, kültüründen, doğasından çok etkilendiğimiz Etiyopya ile ilgili "İnsanlığın Beşiğine Yolculuk" adı altında sanırım 8 bölümlük bir yazı dizisi yayınlamıştım blogumda. Ancak bu sevincimiz kısa sürdü, yani kursağımızda kaldı. Ani bir karar manevrasıyla bizim rota Rusya'nın başşehri Moskova'ya çevrildi. 1996 senesi Ağustosunda 3 hafta kaldığım ve tarihinden, kültüründen hayli etkilendiğim Moskova'da 3 seneliğine yaşamak hayli ilginç gelse de kararı duyduğum an Moskova'nın o kemiklere işleyen kış aylarının soğuğunu bizzat ruhumda hissettim. 6 senelik Afrika'nın o insanı sarıp sarmalayan sıcacık havasından sonra Moskova açıkçası bize hiç de cazip gelmedi. Gerçi insan herşeye alışıyor. Bu karara da kısa süre içinde alışıp kendimi soğan kubbeleri fotoğraflarken imgeledim. Bu düşünce beni hayli de mutlu etti. Hatta Moskova'nın o eşsiz, sanat eserinden farksız metrosunda dolaştım hayallerimde. Hele en güzel hayalim Kızıl Meydan ve hemen dibindeki tarihi alış veriş merkezi GUM ile ilgiliydi. Oradaki mağazaları gezip, hediyelik eşyalar satın alacaktım. Neyse karar resmi olarak açıklanmadığı için içimizde yine de sıcak diyarlarda kalacağımıza dair halen bir umut vardı. Bekle bekle, sıkıntılı bir süreç sonunda nihayi karar verildi veeeeeeeeee biz 1 Mayıs itibariyle ETİYOPYA'nın başşehri Addis Ababa'ya taşınıyoruz.
Etiyopya'nın güneyi Omo Vadisi gezimiz sırasında çekmiş olduğum birkaç fotoğrafı sizlerle paylaşmak istiyorum.






















Yuppiiiiiii bu fotoğraf karelerime yenilerini ekleyebilirim artık.........
Karar resmileştikten sonra annemi arayıp, "Anne karar çıktı, Afganistan'a taşınıyoruz!" dediğimdeki şoku düşünebiliyor musunuz? Tamam, farkındayım tam bir eşek şakası, ama fazla uzatmadım, tadında bıraktım, tabi böyle bir şakanın tadı tuzu varsa eğer :-).


Kenya'daki son 3 ayımız hayli hareketli geçeceğe benziyor. Bu araya bir İstanbul ve Fransa seyahati sıkıştıracağım. Zaten yoğun bir dönemdeydim, bir de üzerine taşınma işleri :-(... Neyse Kenyalılar'ın dediği gibi hakuna matata/problem değil, pole pole/yavaş yavaş herşey yoluna girer, strese mahal yok. Yeter ki sağlık olsun!!!

31.8.09

Insanligin Besigine Yolculuk (7) - Awra Amba



Etiyopya'yi kesfe devam. Sabah Bahir Dar'dan Gondar'a dogru yola çikiyoruz. Bahir Dar'in 73 km dogusunda yer alan , 400 kisinin yasadigi Awra Amba Köyü'nde durakliyoruz. Awra Amba'nin kurucusu ve halen toplulugun baskani Ato Zumra bu köyün hayallerini 4 yasindayken kurmaya baslamis. Zumra'nin annesi ve babasi çiftçiymis. Hem annesi hem babasi tarlada çalistiktan sonra evlerine geldiklerinde babasinin günlük mesaisi bitiyor, ancak annesi bu sefer de evde çalismaya devam ediyormus. (Kadinlarin kaderi her yerde ayni demek ki). Annesi yemek pisiriyor, çocuklarla ilgileniyor, evi temizliyor, bulasiklari ve çamasirlari yikiyor hatta hizini alamayip esinin ayaklarini bile o yikiyormus. Zumra o küçücük yasinda bir yerlerde birseylerin yanlis oldugunu farketmis ve ütopik köy Awra Amba'nin hayallerini kurmaya böylelikle baslamis.


Sosyal-ekonomik problemlerin herkesin birbirine yardimlasmasiyla asilacagi düsünülerek, Etiyopya'daki diger topluluklara zit bir ilkeyle, esitlik ilkesiyle 1980 yilinda kurulmus Awra Amba. Kadinlarin erkeklerin hizmetçisi gibi görüldügü bir ülkede her konuda esitligi ilke edinmis Awra Amba toplulugu. Calismanin gerçek ibadet oldugunu düsünen Awra Ambalilar hiç bir dine inanmiyorlar. Yalan söylememek, hirsizlik yapmamak, çok çalismak, yardimlasmak, temizlik onlar için en büyük ibadet. Dolayisiyla hayli sofu bir ülke olan Etiyopya'da hiçbir dini kabul etmeyen böyle bir topluluk ilk basta tepkileri üzerine çekmis ve yerlesmeleri için bir dönem bataklik olan, sitmanin yaygin oldugu, tarima elverissiz bir alan verilmis. Onlar da hayatlarini sadece tarim üzerine kurmayip dokuma tezgahlari edinip dokuma isine girmisler. Dokuma isinde de cinsiyet ayrimi yok. Kadin erkek hep birlikte çalisiyor. Erkekler bir kösede ip egirirken, kadinlar da dokuma tezgahlarinin basinda çalisiyorlar. Dokumaciliga ilaveten degirmenlerinde diger köylere hizmet veriyorlar.




Tüm dinleri inceleyip, kendilerine uygun gördükleri kisimlarini kendilerine ilke edinmisler ve "The Golden Rule/Altin Kural" basligi altinda bunlari toplamislar.

Evlerinin içinin ve disinin temizligi çok önemli Awra Ambalilar için. Gezdigimiz evin içi derli toplu, tertemizdi. Köylüler daha fazla para kazanip kanalizasyon sistemlerini, evlere musluklardan akacak su sistemini kurmayi ve kendi okullarini insa etmeyi hedeflemisler. Biz köyü gezerken suyu evlere tasiyacak sistem için çoluk çocuk elbirligiyle topragi kaziyorlardi. Bu sezon egitime baslayacak olan okullarini da gururla gösterdiler bize. Aslinda onlar için egitim anaolkulunda basliyor. Ana okulunda kendi ilkelerini ögretmeye çalisiyorlar minik Awra Ambalilara. Kendi kurduklari kütüphanelerinde herkese yönelik egitici kitaplar mevcut. Kitap bagisi kabul ediyorlar ancak bu kitaplarin kütüphane raflarinda yerlerini almasi için Awra Amba egitim kurulunun onayindan geçmesi gerekiyor. Awra Ambalilar kendine bakamayan, yemek pisiremeyen yaslilar ve yetim kalmis çocuklar için de bir ev insa etmisler.




Bir Awra Amba evinin içi...

_

_

_

Awra Ambali minikler


_



_



_











Kendi revirlerini kurmuslar. Awra Amba'nin ilkelerini kendine uygun gören disaridan bir hemsire topluluga katilmis ve Awra Ambalilara hizmet vermeye baslamis.



Revirleri...



Her evin kendine ait ayri tuvaleti var...


Cocuklar su tesisati için kazi asamasinda...




_


Yaslilar için huzurevi ve ayni zamanda eger bir minik Awra Ambali yetim kalirsa bu çati altinda 18 yasina kadar barinabilecek.


Rehberimiz bize anaokulunu tanitirken...




Kütüphaneleri...

Dokuma tezgahlari...

_









Tarlada ailecek çalisiyorlar...


Insaati yeni bitmis, egitim sezonuna hazir okullari.


Zumra bir ay 30 günden olusuyorsa, 30 gün de çalismaliyiz diyor. Hiç tatil yok Awra Amba'da. Ne bayram, ne seyran, ne yeni yil, hiçbir gün kutlamak adina özel degil Awra Ambalilar için. Esim, en azindan köyün kurulus gününü kutlayabilirsiniz diye önerdi Awra Ambali genç rehberimize.
Kizlar 18 yasindan evvel, erkekler ise 22 yasindan evvel evlenemiyorlar. Öyle dügüne gereksiz para harcamiyorlar. Köyün üyeleri yardim yapiyor genç çifte hayatlarini kurabilmeleri için.


Awra Amba köyü ilkeleri dogrultusunda elde ettigi basari dolayisiyla bir çok arastirmaya konu olmus. Etiyopya'nin bazi Hristiyan ve Müslüman liderleri Awra Amba'yi ziyaret ederek esitlik ilkesiyle çalisarak fakirlikle nasil basa çiktiklarini anlamaya çalismislar. Dünya Bankasi kirsal bölge gelisim danismani Mohammed Mussa ise köyle ilgili bir rapor hazirlamis. Mohammed raporunda Awra Amba'nin cinsiyetler arasi esitlik, is ahlaki ve sosyal sigorta sistemiyle sadece Etiyopya'daki diger topluluklara degil, ayni zamanda Etiyopya disi topluluklara da bir örnek teskil ettigini yazmis.


Thomas More'un 16.yy'da hayalindeki ideal toplulugu kaleme aldigi Utopia'yi sadece satir aralarinda birakmayip, bir benzerini hayata geçirdigi için Ato Zumra'yi ayakta alkisliyorum.


Awra Amba'nin ani defterine düsüncelerimi yazarken...


Not: Ato Zumra'nin Awra Amba 'yi youtube'da anlattigi kisa tanitim filmini kaçirmamanizi tavsiye ederim.