TJ'in Kenya Macerası
Dün canım ablamın doğum günüydü. Bu sene maalesef bu özel günde yanında olamadım. Ben de 2011 Kasım'da birlikte gerçekleştirdiğimiz sadece 5 günlük kısa ama özel Kenya gezimizin fotoğraflarından düzenlediğim slide showu ablacığıma hediye ediyorum. İyi ki varsın AB :-)...
Ordan burdan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ordan burdan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8.1.12
İyi ki varsın Ab :-)
23.7.11
Geçiyordum uğradım...
Normal koşullarda 22'si dün Yves ile birlikte THY ile Nairobi'den İstanbul'a gelip oradan da Paris'e geçecektik yaz tatilimiz için. Ancak Fransız vatandaşlık belgelerimi Nairobi Fransız Büyükelçisi tarafıma makamında verirken bir belgenin eksik olduğunu, onu en kısa süre içinde tamamlamam gerekliliği tarafıma söylendi. Durum böyle olunca ben de biletimi iki gün önceyle değistirip hem eksik evrağın peşine düşmek hem de iki gün çok özlediğim İstanbul'um ve arkadaşlarımla hasret gidermek üzere yollara düştüm. 20'si Nairobi'den sevgili arkadaşım Nihan İstanbul'dayım ben seni karşılarım alandan dedi. Sağolsun sabahın köründe düşmüş yollara beni karşılamak için. Eksik belgeyi hemen alabilirim umuduyla Kadıköy Evlendirme Dairesinin önünde durduk ancak orası beni Kadıköy Nüfus Müdürlüğüne havale etti. Nüfusa gitmeden önce bavulları eve bıraktım ve hiç vakit kaybetmeden Nüfus dairesinin yolunu tuttum. Daha evrağı alıp, çevirisini yaptırıp noterden de çeviriyi tasdik ettireceğim. Nüfusda bana evrağı hangi kuruma vereceğimi sordular. Ben de Nairobi Fransız Konsolosluğu'na vereceğimi söyledim. Evrağı elime aldığımda görevli hanımı neredeyse alnından öpüyordum. Türkçe evrakta Fransızca tercüme de mevcuttu. Şu AB uyum döneminde anlaşılan birçok şeyi aşmışız. Bu durumda tercümeye ve ona bağlantılı noter tasdike gerek kalmadı.
Eniştem ve bir arkadaş akşama, Suada'ya Ayhan Sicimoğlu'nun latin gecesine gitmek üzere sürpriz program yapmışlar. Bir akşam önce uçakta hiç uyumamışım kim takar, tabi ki reddetmedim hatta zaman zaman pistte yerimi bile aldım. Çok keyifli ama bir o kadar da sıcak, nemli bir akşamdı. Gece yarısını hayli geçe nasıl uyuduğumu bilemedim. Ertesi sabah kıyafet ve D&R'dan kitap alış verişimi yaptım. Tam laptop'ıma external bağlanacak bir Türkçe karakterli klavye arıyordum ki arkadaşım Murat arayıp tam istediğim gibi bir klavye bulduğunu ve aldığını söyledi. O iş te halloldu mu böylece. Öğleden sonra arkadaşım Burcu'ya gidip özlem giderdik. Murat Burcu'ya getirdi klavyeyi, orada denedik çalışıyordu. Klavyem ve tüm ganimetlerimle eve geldim üstümü akşam için değişmek üzere. Bu arada klavyeyi benim laptopla denediğimde ilk başta çalışmadı. Bir kaç yerde tanımladıktan sonra sonuç ortada artık Türkçe karakterlerle yazı yazabiliyorum. Teşekkürler Murat.
Öğleden sonra Nihan ile caddede buluştuk, bir kafede keyifle çene çaldık. Ardından klübe geçip barında yemek öncesi aperatif aldık. Sohbet, muhabbet yine gece yarısını hayli geçmişti eve döndüğümde.
22'si sabah 11'de Atatürk Havalimanı'nda Yves ile buluştuk. Uzun zamandır tamiratta olan CIP salonuna geçtik uçuşumuzu beklerken. Salon için yorumum "O NE ABARTI!" Hani sonradan görmeler ellerindeki parayı nereye nasıl saçacaklarını bilemezler. Bence aynı hesap. Nedir o tuvaletlerde ki abartı hele? Klozette otururken sağınız solunuz ayna. O iki taraflı aynalardaki görüntüleriniz birbirinin içine geçerek çoğalıyor. Bu kadar para döktünüz bari bir de su aksa tuvaletlerde harika olacak. Türkiye'nin imajı için inanın gösterişten çok temizlik daha önemli.Neyse!
Paris'e vardığımızda Dinard'daki evimize gidebilmek için bir araba kiraladık. Arabayı teslim aldığımızda Yves'in şirketiyle anlaşması olan Hertz'in aracı Chevrolet'in son modeli bir makam arabasıyla upgrade ettiğini görünce hayli şaşırdık. 22'si akşamı Paris'de geceledik. Uzun zamandır hayalimiz olan bir couscous (kuzeyAfrika yemeği) restoranının yolunu tuttuk.
Motosikletle yapmayı düşündüğümüz gezilerde buluşmak üzere.
Hoşçakalın...
İki sweatshirt üstü mont, onların da üstüne giydiği yagmurlukla koca göbiş, obez görüntülü Yves pek hoşuma gitti :-)...
19.7.11
Hindistan nire? Karaçi nire?
"Dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olmasına rağmen, yoksulluk Hindistan’da on milyonların kaderi haline geldi. Ülkenin finans merkezi olarak gösterilen ekonomi ve turizm kenti Karaçi sokaklarında çöplerden pirinç ayıklamaya çalışan kadının fotoğrafı, bu acı gerçeği gözler önüne seriyor.Karaçi sokaklarındaki yoksul insanların görüntüleri, Hindistan’ın vazgeçilmez sorununun devam ettiğinin en büyük göstergesi. Nüfusu 1 milyar 350 milyon olan ülkede, 500 milyondan fazla insan yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Kırsal alandaki altyapı yetersizliği, yağmurların kıt olduğu iç bölgelerde çiftçilerin belini kırarken, şehirlerdeki yüksek işsizlik oranı gençleri çaresiz bırakıyor.
Hükümetin yoksul kesimlerde başlattığı eğitim programlarına rağmen, yarım milyar insanın günde bir buçuk doların altında bir parayla geçinmek zorunda."
Kırsal alandaki altyapı yetersizliği, yağmurların kıt olduğu iç bölgelerde çiftçilerin belini kırarken, şehirlerdeki yüksek işsizlik oranı gençleri çaresiz bırakıyor.
Hükümetin yoksul kesimlerde başlattığı eğitim programlarına rağmen, yarım milyar insanın günde bir buçuk doların altında bir parayla geçinmek zorunda."
18 Temmuz 2011 Hürriyet Planet'te yer alan yukaridaki makalede Hindistan'in finans merkezi olarak gösterilen ekonomi ve turizm kenti Karçi'den bahsediliyor. Hindistan nire, Karaçi nire? Karaçi Pakistan'in bassehridir Hindistan'in degil a bilgisizler.Madem gazeteci oldunuz dogru bilgi vermekle yükümlüsüz okurlariniza. Makale yazmadan önce en azindan cografya bilginizi lütfen gözden geçirin...
15.6.11
Dubbi Volkani güzellik uykusundan uyandi...
Ethiyopya sirindaki bölgede dün gerçeklesen en yükseği 5,7 büyüklüğünde bir dizi deprem akabinde Eritre'de 1861 yilindan beri sessizligini koruyan Dubbi Volkani dün gece yarisi faaliyete geçti.Dubbi yanardağından çıkan küllerin 13-14 kilometre yüksekliğe çıkmasının ardından, Türk Hava Yolları Nairobi, Entebbe ve Addis Ababa seferlerini karşılıklı olarak iptal etti. Seferlerin iptal edilmesi nedeniyle Atatürk Havalimanı'ndan bu kentlere gidecek yolcular otellere yerleştirildi.
Geçen sene 15 Nisan'da Izlanda'da hani su telaffuzu hayli zor Eyjafjallajokull Volkanı faaliyete geçtiginde hava trafigini uzun süre felce ugratmis, insanlar havaalanlarinda sefil olmuslardi.
Yine yaz basi, insanlar ülkelerine dönmek üzereler ve bu sefer Dubbi hareketlendi. Dubbi Volkani aktivitesine tam gaz devam ederse eger Dogu Afrika hava trafigi ciddi sekilde etkilenecege benziyor. Simdiden Kenya Havayollari Londra, Cibuti, Addis Ababa, Amsterdam uçuslarini iptal etti bile. Yolcularin havaalanlarinda sürünmelerinden mada bu iptallerin ekonominin belini nasil bükecegi da ayri bir konu. Afrika'nin en karli havayolu Ethiyopya Havayollari yetkilileri Addis Ababa Havaalani'nin trafige kapanmasi durumunda büyük bir darbe yiyeceklerini ifade ediyorlar.
Doga sel, tsunami, hortum, deprem ve volkanik aktiviteler gibi kendi yöntemleriyle öc almaya devam ediyor. Eh, normal...
5.5.11
Hidrellez...
İşte rivayetlere göre Hıdrellez Hikayesi;
Denizlerin ermişi İlyas ile karaların ermişi Hızır'ın buluşacağı gecedir.Her yıl vakti geldiğinde buluşurlar. Şayet buluşmazlarsa deniz denizlikten çıkar toprak topraklığını yitirir. Tek bir canlı doğmaz, üremez, uçmaz, konmaz. Yani kıyametin habercileri Hızır ve İlyas olacaktır...
Yine rivayetlere göre;
Her yıl Mayıs'ın 5'ni 6'ya bağlayan gece dünyanın bir yerinde buluşurlar.Onların buluştukları yerde bahar farklıdır. Çiçekler daha bol, daha büyük olurlar. Gökyüzü daha başka bir mavi olur. İnekler bol süt verir. İnsanlar ölmez. Kurt kuş ölmez..
O gece buluşmanın olduğu gece biri mağrıptan biri maşrıktan iki yıldız doğar. Hızır ile İlyas'ın buluştuğu yerin tepesine kayarak gelirler, birleşirler. Hızır ile İlyas'ın üzerine ışık olup yağarlar. Hızır'la İlyas'ın el ele tutuştuğu, yıldızların gökte birleştiği anda dünyada herşey durur. Akarsular donar, akmazlar. Rüzgar esmez, yapraklar kımıldamaz. Damarlardaki kan bile akmaz. Herşey durur, hiçbir şey kımıldamaz. Dünya bir anda ölür.
Sonra herşey yeniden uyanır. Bir yaşam patlar orada. İşte bu yüzden insanlar bu birleşen yıldızları görmek için evlerinden yüksek tepelere giderler. Dam başlarında dururlar, akarsu dibinde dururlar. Dururlar ki o herşeyin donduğu anda dileklerini söyleyebilmek için. O anda o suların durduğu zamanda, o yıldızların birleştiği anda kim ne dilekte bulunursa o olur. O herşeyin durduğu anda ama. Öncesinde ya da sonrasında değil.
Hatta Kul Hüseyin adında çiftçi bu anda aklına isteği gelemeyince şöyle demiş: "Ya Allah, Ya Hızır, Ya İlyas.. Şu tepeyi ırmağın karşısına geçir" demiş tabi sonra kendi isteği aklına gelmiş ama iş işten geçmiş. Ve sonrasında uyuya kalmış. Sabah uyandığında ise ırmağın karşısındalarmış.
İşte Hıdırellez'in dillerde dolaşıp anlatılan hikayesi budur.
-ALINTI-
Ben her sene 5 Mayis'i 6 Mayis'a baglayan gece dileklerimi bir kagida yazarim, çizerim, boyarim. Tam 5 Mayis'i 6'sina baglayan gece yarisi hazirladigim kagidi eger bir gül agaci bulursam ne ala hemen altina yerlestiririm. Yok, bulamazsam buldugum herhangi bir agacin altina, mesela Nairobi begonvil cenneti oldugundan bol bol çiçege durmus agaçvari gökyüzüne yükselen bir begonvilin altina koyarim.
Önemli olan zaten niyet etmek degil mi? Hidrellezi siz de kaçirmayin derim...
Denizlerin ermişi İlyas ile karaların ermişi Hızır'ın buluşacağı gecedir.Her yıl vakti geldiğinde buluşurlar. Şayet buluşmazlarsa deniz denizlikten çıkar toprak topraklığını yitirir. Tek bir canlı doğmaz, üremez, uçmaz, konmaz. Yani kıyametin habercileri Hızır ve İlyas olacaktır...
Yine rivayetlere göre;
Her yıl Mayıs'ın 5'ni 6'ya bağlayan gece dünyanın bir yerinde buluşurlar.Onların buluştukları yerde bahar farklıdır. Çiçekler daha bol, daha büyük olurlar. Gökyüzü daha başka bir mavi olur. İnekler bol süt verir. İnsanlar ölmez. Kurt kuş ölmez..
O gece buluşmanın olduğu gece biri mağrıptan biri maşrıktan iki yıldız doğar. Hızır ile İlyas'ın buluştuğu yerin tepesine kayarak gelirler, birleşirler. Hızır ile İlyas'ın üzerine ışık olup yağarlar. Hızır'la İlyas'ın el ele tutuştuğu, yıldızların gökte birleştiği anda dünyada herşey durur. Akarsular donar, akmazlar. Rüzgar esmez, yapraklar kımıldamaz. Damarlardaki kan bile akmaz. Herşey durur, hiçbir şey kımıldamaz. Dünya bir anda ölür.
Sonra herşey yeniden uyanır. Bir yaşam patlar orada. İşte bu yüzden insanlar bu birleşen yıldızları görmek için evlerinden yüksek tepelere giderler. Dam başlarında dururlar, akarsu dibinde dururlar. Dururlar ki o herşeyin donduğu anda dileklerini söyleyebilmek için. O anda o suların durduğu zamanda, o yıldızların birleştiği anda kim ne dilekte bulunursa o olur. O herşeyin durduğu anda ama. Öncesinde ya da sonrasında değil.
Hatta Kul Hüseyin adında çiftçi bu anda aklına isteği gelemeyince şöyle demiş: "Ya Allah, Ya Hızır, Ya İlyas.. Şu tepeyi ırmağın karşısına geçir" demiş tabi sonra kendi isteği aklına gelmiş ama iş işten geçmiş. Ve sonrasında uyuya kalmış. Sabah uyandığında ise ırmağın karşısındalarmış.
İşte Hıdırellez'in dillerde dolaşıp anlatılan hikayesi budur.
-ALINTI-
Ben her sene 5 Mayis'i 6 Mayis'a baglayan gece dileklerimi bir kagida yazarim, çizerim, boyarim. Tam 5 Mayis'i 6'sina baglayan gece yarisi hazirladigim kagidi eger bir gül agaci bulursam ne ala hemen altina yerlestiririm. Yok, bulamazsam buldugum herhangi bir agacin altina, mesela Nairobi begonvil cenneti oldugundan bol bol çiçege durmus agaçvari gökyüzüne yükselen bir begonvilin altina koyarim.
Önemli olan zaten niyet etmek degil mi? Hidrellezi siz de kaçirmayin derim...
2.3.11
Bloguma Dokunma
BLOGCULARDAN SANSÜR KARŞITI BİLDİRİ
02.03.2011 17:54:00
Blogspot platformunun, telif hakkı ihlali gerekçesiyle Digiturk'un şikayeti sonucu erişime kapatılmasına blogcular ortak bir bildiriyle tepki gösterdi...
Dünden itibaren pek çok blogta yayınlanan 'Bloguma Dokunma' başlıklı bildiri şöyle:
"Bir ülkenin internet deneyimi ve tarihinin sansürlerle anılması çok trajikomik bir durumdur. İnternetin özü olan birey haklarının ve bireysel özgürlüklerin kısıtlanması, sosyal medya dünyasının özüne tamamen aykırıdır.
Bizler; Türkiye'nin dört bir yanından profesyonel veya amatör olarak blog tutanlar, internette günlük yaşantılarını ve birikimlerini ve deneyimlerini diğer insanlarla paylaşma hevesiyle tutuşan herkes, gelişmeleri endişe içinde izlemekteyiz. 5651'nci no'lu kanunun esnekliğinden mütevellit, 1 Mart 2011 günü, Google'a ait olan ücretsiz blog servisi Blogspot, Digiturk grubunun açmış olduğu dava sebebiyle erişime kapatılmıştır. Süper Toto Süper Lig'in yayın haklarının sahibi olan Digiturk bu davada, korsan olarak LigTV yayını yapan kişilere karşı kendi haklarını savunmak amacıyla hukuki süreç başlatmıştır. Ancak ilgili kanun gereği yasaklamaların, sitelerin adresleri ve alt-domainleri üzerinden değil; IP adresleri üzerinden yapılması sebebiyle Blogspot'a ait birçok ilişkili IP aralığı erişime kapatılmıştır. Böylelikle de binlerce blogger'ın kişisel sitesi sansür kurbanı olmuştur. Bazı bloglara bazı anlarda girilmesinin sebebi ise aynı IP üzerinde birçok blogun yer alması ve aslında her IP'nin yasaklanmamış olmasıdır.
İlgili kanunun esnekliğini ve nelere yol açtığını geçmişte birçok kez görmüşken, devlet sansüründen dolayı binlerce site yasaklanıyorken, Digiturk ve Google'dan daha duyarlı davranmalarını beklemek tüm blogger'ların hakkıdır. YouTube'daki korsan maç yayınlarını kaldırmak için yapılan özel yetki anlaşmasının bir benzerinin de Blogspot için yapılması ihtimal dışı değildir. Bugüne dek Digiturk ve Google bu konuda masaya niçin oturmamışlardır? Google kendi kullanıcılarının hakkını neden savunmamaktadır? Digiturk böyle bir topyekün sansürün yaşanacağını bile bile neden hâlâ, tek amaçları düşüncelerini diğer insanlarla paylaşmak olan bloggerları mağdur etmektedir? Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti'nin yasa koyucuları, vatandaşlarının ifade özgürlüğü hakkının gasp edilmesine neden hâlâ göz yummaktadır?
Kaldı ki bu korsan yayınları yapan kişiler, teknik bilgileri yüksek olduğundan bu yasaktan etkilenmemektedir. Tam tersine bu sansür, tek amacı blog tutmak olan internet kullanıcılarını etkilemektedir.
Digiturk, Google ve Türkiye Cumhuriyeti devletini artık bu sansür ayıbına karşı duyarlı olmaya, tüm sansür karşıtı internet kullanıcılarını bu harekete katılmaya ve tüm basın mensuplarını ifade özgürlüğüne destek vermeye davet ediyoruz."
02.03.2011 17:54:00

Blogspot platformunun, telif hakkı ihlali gerekçesiyle Digiturk'un şikayeti sonucu erişime kapatılmasına blogcular ortak bir bildiriyle tepki gösterdi...
Dünden itibaren pek çok blogta yayınlanan 'Bloguma Dokunma' başlıklı bildiri şöyle:
"Bir ülkenin internet deneyimi ve tarihinin sansürlerle anılması çok trajikomik bir durumdur. İnternetin özü olan birey haklarının ve bireysel özgürlüklerin kısıtlanması, sosyal medya dünyasının özüne tamamen aykırıdır.
Bizler; Türkiye'nin dört bir yanından profesyonel veya amatör olarak blog tutanlar, internette günlük yaşantılarını ve birikimlerini ve deneyimlerini diğer insanlarla paylaşma hevesiyle tutuşan herkes, gelişmeleri endişe içinde izlemekteyiz. 5651'nci no'lu kanunun esnekliğinden mütevellit, 1 Mart 2011 günü, Google'a ait olan ücretsiz blog servisi Blogspot, Digiturk grubunun açmış olduğu dava sebebiyle erişime kapatılmıştır. Süper Toto Süper Lig'in yayın haklarının sahibi olan Digiturk bu davada, korsan olarak LigTV yayını yapan kişilere karşı kendi haklarını savunmak amacıyla hukuki süreç başlatmıştır. Ancak ilgili kanun gereği yasaklamaların, sitelerin adresleri ve alt-domainleri üzerinden değil; IP adresleri üzerinden yapılması sebebiyle Blogspot'a ait birçok ilişkili IP aralığı erişime kapatılmıştır. Böylelikle de binlerce blogger'ın kişisel sitesi sansür kurbanı olmuştur. Bazı bloglara bazı anlarda girilmesinin sebebi ise aynı IP üzerinde birçok blogun yer alması ve aslında her IP'nin yasaklanmamış olmasıdır.
İlgili kanunun esnekliğini ve nelere yol açtığını geçmişte birçok kez görmüşken, devlet sansüründen dolayı binlerce site yasaklanıyorken, Digiturk ve Google'dan daha duyarlı davranmalarını beklemek tüm blogger'ların hakkıdır. YouTube'daki korsan maç yayınlarını kaldırmak için yapılan özel yetki anlaşmasının bir benzerinin de Blogspot için yapılması ihtimal dışı değildir. Bugüne dek Digiturk ve Google bu konuda masaya niçin oturmamışlardır? Google kendi kullanıcılarının hakkını neden savunmamaktadır? Digiturk böyle bir topyekün sansürün yaşanacağını bile bile neden hâlâ, tek amaçları düşüncelerini diğer insanlarla paylaşmak olan bloggerları mağdur etmektedir? Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti'nin yasa koyucuları, vatandaşlarının ifade özgürlüğü hakkının gasp edilmesine neden hâlâ göz yummaktadır?
Kaldı ki bu korsan yayınları yapan kişiler, teknik bilgileri yüksek olduğundan bu yasaktan etkilenmemektedir. Tam tersine bu sansür, tek amacı blog tutmak olan internet kullanıcılarını etkilemektedir.
Digiturk, Google ve Türkiye Cumhuriyeti devletini artık bu sansür ayıbına karşı duyarlı olmaya, tüm sansür karşıtı internet kullanıcılarını bu harekete katılmaya ve tüm basın mensuplarını ifade özgürlüğüne destek vermeye davet ediyoruz."
8.2.11
Arabanin lambasi deyip geçmeyin ...
Dün araba kullanirken polis durdurdu. Arabanin dokümanlarini, benim Kenya ehliyetimi, vs kontrol ettikten sonra arabanin sag arka stop lambasinin yanmadigini söyledi. Haberim vardi aslinda da, bir süredir tembellikten degistirememistim.
"Aaaa, öyle mi? Haberim yoktu!" dedim.
Arabaya her binisimde arabanin her kösesini kontrol etmem gerekiyormus, arabaya binerken bu sefer etmemis miyim? vs gibi bir sürü sey siraladi polis ardi ardina.
"Her sefer mutlaka kontrol ederim ama bu sefer acelem vardi, kontrol etmeden çiktim yola." dedim.
"Sizi maalesef mahkemeye göndermek zorundayim, mahkemeye çikarsaniz lambayi degistirmeyi ve her sefer yola çikmadan önce aracinizi kontrol etmeyi atlamazsiniz." demez mi?
"Eyvah!" dedim.
Merakli bir insanim ama Kenya Mahkemeleriyle tanismasam da olur.
Ilk firsatta lambayi degistirecegimi söylesem de polis nuh diyor peygamber demedi. Belli ki bir seyler istiyo ama ben öyle kayit disi para vermeyi de beceremem.
"Cattik!" dedim.
Neyse sinirlerimi germeden, olanca sirinligimle ilk firsatta lambayi degistirecegimi yineledim.
"Pek kibarsiniz! Bu seferlik sizi mahkemeye yollamiyorum. Acilen lambayi degistirin." dedi ve beni serbest birakti. Kibarlik ise yaradi. Höt, zöt etsem demek yakayi kurtaramayacaktim.
Lamba mi, tabi ki bugün degistirdim :-).
Kenya gazetelerinden kisa, kisa....
- 31 adet bos bira sisesi çalan bir kisi 2 seneligine hapis cezasi aldi.
- Etiyopya'da üretilen chat isimli, çignediginizde kafa yapan bitki üzerinde yakalanan bir kisi ise 3 seneligine hapis cezasi aldi.
- Ben mi? Ben bu seferlik yirttim :-).
18.12.10
Kenya'da 3 yıl sonra soruşturma
Son seçimlerde Kenya'da yaşanan karşıklığın ardından en az bin 500 kişi hayatını kaybetmis, 350 bin kişi de sürgün edilmisti. Aradan 3 yıl geçtikten sonra ilk kez üst düzey yetkililer hakkında soruşturma açildi
NAIROBI- Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi (ICC), Kenya'nın 3 Bakanı ve eski bir polis şefini 2007 seçimleri sonrası yaşanan vahşetten sorumlu 6 kişi arasında gösterdi. Yaşanan olaylarda en az bin 500 kişi hayatını kaybederken 350 bin kişi ise yerinden yurdundan edilmisti.
ICC'nin Başsavcısı Luis Moreno-Ocampo, Eğitim Bakanı William Ruto, Ekonomi bakanı Uhuru Kenyatta, Sanayi Bakanı Henry Kiprono Kosgey ve polis şefi Muhammed Hüseyin Ali'nin açıkça adam öldürmek, sınır dışı etme ve işkenceden dolayı mahkemeye çağrıldıklarını açıkladı. Elinde 2 farklı dosya taşıyan savcı, diğer dosyada ise radyo yöneticisi Joshua Arap Sang ve kabine sekreteri Francis Kirimi Muthaura'nın dosyalarının olduğunu söyledi.
Savcı Ocampo, "Biz kanıtları takip ediyoruz. Siyasi sorumluluğu dikkate almıyoruz. Politik çekişme var ve bu benim sorumluluğumda değil" dedi. Bir sonraki seçimler için davanın şiddeti önlemede caydırıcı özellik taşıdığını belirten ICC, bundan sonraki olaylar için de ceza uygulanmasının yolunu açtığını bildirdi.
ICC'nin yoğun ilgiyle beklenen Kenya'nın kırılgan yapısını bozabilecek, Başkan Mwai Kibaki ve Başbakan Raila Odinga tarafından kurulan hükümeti bozabilecek potansiyele sahip. Üst düzey isimlerin şüpheli olarak açıklanması ülkede gerilimi arttırdı. Yerel medya hükümetin değişebileceğini bildirdi.
Kenya'nın polis yetkilileri ise, ICC açıklaması sonrası çıkacak olaylara hızlı ve organize bir şekilde müdahale edeceklerini söyledi.
Haber Etkin Haber Ajansi'nin 15/12/2010 tarihli haberinden alinmistir.
NAIROBI- Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi (ICC), Kenya'nın 3 Bakanı ve eski bir polis şefini 2007 seçimleri sonrası yaşanan vahşetten sorumlu 6 kişi arasında gösterdi. Yaşanan olaylarda en az bin 500 kişi hayatını kaybederken 350 bin kişi ise yerinden yurdundan edilmisti.
ICC'nin Başsavcısı Luis Moreno-Ocampo, Eğitim Bakanı William Ruto, Ekonomi bakanı Uhuru Kenyatta, Sanayi Bakanı Henry Kiprono Kosgey ve polis şefi Muhammed Hüseyin Ali'nin açıkça adam öldürmek, sınır dışı etme ve işkenceden dolayı mahkemeye çağrıldıklarını açıkladı. Elinde 2 farklı dosya taşıyan savcı, diğer dosyada ise radyo yöneticisi Joshua Arap Sang ve kabine sekreteri Francis Kirimi Muthaura'nın dosyalarının olduğunu söyledi.
Savcı Ocampo, "Biz kanıtları takip ediyoruz. Siyasi sorumluluğu dikkate almıyoruz. Politik çekişme var ve bu benim sorumluluğumda değil" dedi. Bir sonraki seçimler için davanın şiddeti önlemede caydırıcı özellik taşıdığını belirten ICC, bundan sonraki olaylar için de ceza uygulanmasının yolunu açtığını bildirdi.
ICC'nin yoğun ilgiyle beklenen Kenya'nın kırılgan yapısını bozabilecek, Başkan Mwai Kibaki ve Başbakan Raila Odinga tarafından kurulan hükümeti bozabilecek potansiyele sahip. Üst düzey isimlerin şüpheli olarak açıklanması ülkede gerilimi arttırdı. Yerel medya hükümetin değişebileceğini bildirdi.
Kenya'nın polis yetkilileri ise, ICC açıklaması sonrası çıkacak olaylara hızlı ve organize bir şekilde müdahale edeceklerini söyledi.
Haber Etkin Haber Ajansi'nin 15/12/2010 tarihli haberinden alinmistir.
Halen asayis berkemal Kenya'da, ancak ülkeyi 2011'de neler bekliyor gelecek günlerde görecegiz.
11.12.10
Problem çözüldü!
Sesan'in da bilgisi varmis meger trart.net'in hacklendiginden.
Onlara bu sabah attigim bilgilendirici mesaja yaklasik 3 saat sonra problemin çözüldügüyle ilgili cevabi bir mail aldim. Kim yapti, niye yapti, nasil çözüldü? Pek fazla detay bilmiyorum. Beni ilgilendiren kisim problemin çözülmesi ve bir daha hacklenmemek için trart.net sitesine Sesan'nin ilave güvenlik tedbirleri ekleyecek olmasi.
Su anda Sesan http://www.figengunduzletaconnoux.trart.net/ adresli web-siteme son agaç baski çalismalarimi ilave etmekte ve talep ettigim bazi degisiklikleri uygulamakta.
Pek yakinda degisikliklerle son halini almis olacak sitem.... Pek yakinda...
Sanat Sitem Hacklendi ! ! !
Son eklemeler yapilmis mi diye kontrol etmek için bu sabah http://www.figengunduzletaconnoux.trart.net/ adresli sanat siteme girmeye çalistim.
Ancak giris yapamadim, zira sitem hacklenmis.
Sadece benim sitemi degil trart. net sitesinin tamamini dolayisiyla da trart. net'de kayitli olan olan tüm sanaçilarin siteleri hacklenmis.
Hemen Sesan'a ( Serbest Sanatçilar) mesaj attim konu ile ilgili.
Bu konuda tecrübesi olan var mi?
Ne yapmak gerektigini eger biliyorsaniz lütfen yorum kismina yazin.
"Hacked By Bo-NorH # HaCkReS.KuWaiT
# Dear Administrator
# Your Website was Hacked !
# Just Testing My Skills s00ry
# This is Not a Joke, This is An EPIC FAIL..
# Server Rooted ...
# sh: no job control in this shell
# sh-3.00# id
# uid=0(root) gid=0(root) groups=0(root)
ALL ....Muslims
From # KuWaiT # with love
Add me :
Bo_Norh@HoTmail.com
+
Zzp@Hotmail.com "
28.10.10
7.10.10
Sebzeci Kiz
Danimarka'nin Kemalettin Tugcu'su, Andersen'in çocuklugumuzda dinledigimiz, içimizi ciz ettiren masallarindan "Kibritçi Kiz"a benzedi yazimin basligi.
Benim hikayem yılbaşı gecesinin dondurucu ve kavurucu sogugunda geçmiyor. Benimki Güney Yarimküre'nin yaz sezonuna girdigi su günlerde, Nairobi'nin 1.800 metre rakimina sükrettiren iliman ikliminde geçiyor.
Kahramanimiz haftanin iki günü müzik okulunun yolunu tutmaktadir. Gelin kahramanimiza bu yazi içinde "muzungu", yani beyaz insan diyelim. Evet, yine müzik okuluna gittigi günlerden birinde muzungumuz ders bitiminde solugu alis veris merkezinin giris katindaki sebze dükkaninda alir. 20 yy'lin basinda Kenya'nin kiyi sehri Mombasa ile Viktorya gölü arasinda kurulacak tren yolu insaati için Kenya'ya gelipte, insaat bittikten sonra buraya yerlesen Hintlilerin 3. kusak akrabalarinin elindedir Kenya'da ticaret. Sadede gelirsek bu manavi da Hintliler isletiyordu. Bizim muzungu alis verisini hizlica yapti, zira her geçen dakikain Nairobi trafigini daha da içinden çikilmaz hale dönüstürdügünü düsündü. Dalgin dalgin aksama ne pisirse acaba diye düsünürken kendisine yardim eden sebzeci kizla kasadaki Hintli kizin konusmalarina kulak kesildi. Kendisine bakip bir seyler söylüyorlardi. Daha bir pür dikkat dinleyince iki genç kizin kendisine bakip su yabanci hanimlarin nasil böyle zayif kaldiklarini sorguladiklarini anladi. Hatta sebzeci kiz 1 sene içinde tam 12 kilo aldigini ve kilolarini bir türlü kontrol edemediginden dem vuruyordu.
Benim hikayem yılbaşı gecesinin dondurucu ve kavurucu sogugunda geçmiyor. Benimki Güney Yarimküre'nin yaz sezonuna girdigi su günlerde, Nairobi'nin 1.800 metre rakimina sükrettiren iliman ikliminde geçiyor.
Kahramanimiz haftanin iki günü müzik okulunun yolunu tutmaktadir. Gelin kahramanimiza bu yazi içinde "muzungu", yani beyaz insan diyelim. Evet, yine müzik okuluna gittigi günlerden birinde muzungumuz ders bitiminde solugu alis veris merkezinin giris katindaki sebze dükkaninda alir. 20 yy'lin basinda Kenya'nin kiyi sehri Mombasa ile Viktorya gölü arasinda kurulacak tren yolu insaati için Kenya'ya gelipte, insaat bittikten sonra buraya yerlesen Hintlilerin 3. kusak akrabalarinin elindedir Kenya'da ticaret. Sadede gelirsek bu manavi da Hintliler isletiyordu. Bizim muzungu alis verisini hizlica yapti, zira her geçen dakikain Nairobi trafigini daha da içinden çikilmaz hale dönüstürdügünü düsündü. Dalgin dalgin aksama ne pisirse acaba diye düsünürken kendisine yardim eden sebzeci kizla kasadaki Hintli kizin konusmalarina kulak kesildi. Kendisine bakip bir seyler söylüyorlardi. Daha bir pür dikkat dinleyince iki genç kizin kendisine bakip su yabanci hanimlarin nasil böyle zayif kaldiklarini sorguladiklarini anladi. Hatta sebzeci kiz 1 sene içinde tam 12 kilo aldigini ve kilolarini bir türlü kontrol edemediginden dem vuruyordu.
Muzungu kizlara dönüp "Pardon, zayif kalmanin sirlarini mi merak ediyorsunuz?" diye sordu.
2 genç kiz da gözlerinde bu sirri ögrenmeye aç bir isiltiyla muzunguya baktilar. Muzungu "Zayif kalmayla ilgili herhangi bir sir yok maalesef." dediginde iki genç kizin da gözlerindeki o isiltinin söndügünü gözlemledi. "Durun, durun! Hemen hayal kirikligina ugramayin! Ben anlatmaya baslamadan önce siz bana anlatin bakalim yeme aliskanliklarinizi." dedi muzungu. Kizlar basladilar anlatmaya.
"Sabah kahvalti etmiyoruz. Sadece çay içiyoruz. Ögle yemegini geçistirip, sadece ve sadece aksamlari dogru düzgün yemek yiyoruz." Sadece 1 ögün yemek yiyerek kilo nasil aldiklarini anlamadiklarini üzgün bir ifadeyle anlattilar.
Muzungu yüzünde gülümsemeyle yeme aliskanliklarindaki yanlis noktalari degistirdikleri günden itibaren kilo vermeye baslayacaklarini, hele bir de bu yeni aliskanliklarina biraz da egzersiz eklerlerse zafere daha kolay ulasabileceklerini, her geçen gün kendilerini hafiflemis ve daha enerjik hissedeceklerini söyledi.
Neydi bu yanlislar:
- Sabah kahvaltiyi atlamak
- Ögle yemegini geçistirmek
- Aç bir ilaç aksam yemegine kitliktan çikmis gibi yüklenmek
Neydi yeni edinilecek iyi aliskanliklar:
- Egzersiz (yürüyüs, asansör yerine merdiven çikmak)
- Günde üç ögünü asla atlamamak
- Bu üç ögüne ek ögün aralarina birer meyve serpistirmek
- Aksam geç vakit birseyler atistirmamak
- Aksam yemeginin en hafif ögün olmasi gerekliligi
Bu ögütlerin üstünden iki hafta geçmisti ki muzungu yine ayni manavda alisveristeydi. Sebzeci kiz muzunguyu görür görmez kosarak yanina geldi müjdeli haberi vermeye. Tam tamina 3 kilo vermisti. Hem de eskisinden de fazla yiyerek.
Muzungu bugün yine ugradi manava. Bastan asagi siyahlar giymis sebzeci kiz daha da bir zayif göründü gözüne bu sefer. Sebzeci kiza "Cok alimli, çok zarif görünüyorsun bugün!" dedi muzungu. Sebzeci kiz basarmanin verdigi mutlulukla "Evet, eski zerafetime dönene kadar da devam" deyip, göz kirpti.
Muzungu hiç tanimadigi birinin hayatina olumlu bir dokunusta bulunmaktan mutlu evin yolunu tuttu.
Mutlu son...
29.7.10
Kisa- kisa-kisa
21-26 Temmuz araliginda Zambia'nin bassehri Lusaka üstü Livingstone ve nihayet uzun zamandir gezi planlarimizda yer alan Viktorya Selalesi'ndeydik. Zimbawe ve Zambiya arasinda sinir bekçiligi görevi üstlenmis 1.7 km uzunlugunda, 108 metre yüksekliginde, akillari dümura ugratan, doga harikasi Viktorya Selaleleri ile ilgili uzunca yazacagim. Daha sirada Madagaskar, La Reunion üstü Mauritus gezimizin Mauritus ayagiyla ilgi yazim var.
Kaçmaktan kovalamaya, gezmekten yazmaya zaman yok ki :-).
Su anda bu satirlari Nairobi-Istanbul-Paris hattinda bir yerlerde yaziyorum.
Eh, nihayet bizim için yaz tatili basliyor. Yuppppiiiiiii......
19.7.10
Chez Figen / Figen'in Yeri
Ben Afrika'larda nasil vakit geçirmisim, neler yapmisim diye düsündügümde bloglarimdan (Angola, http://www.figoltx.blogcu.com/ ve Kenya'dan bildirdigim bu blogum) baska bir de web sitem var artik yaptigim resimleri, baskilari, çektigim fotograflari bir çati altinda topladigim. Hele bir de artik yaptiklarim satista. Elimde kalmayanlarin örnekleri hiç olmazsa web sitemde ilelebet mevcut olacak.
Sitemi http://www.figengunduzletaconnoux.trart.net/ yaratmada bana yardimci olan SESAN Serbest Sanatçilar Organizasyonu'na çok tesekkürler.
Not: Fotograf kismi biraz zayif kaldi. Hayli vakit gerekiyor tek tek fotolari gözden geçirip, gerekirse fotoshoplamak ve yayinlamak.
Elbet onu da yapacagim...Pole pole, yani buraca yavas yavas...
Etiketler:
art,
Ordan burdan,
Sanat,
SESAN Serbest Sanatçilar,
Web sitem
1.7.09
Havada neler oluyor?
2 Haziran 2009, Fransa bahar tatilimizin son gününde esimin annesinin St. Malo'daki evinde veda yemegindeyiz. Yemek bitmis, tam kapidan çikmak üzereyken cep telefonum çaldi. Arayan ablamdi. Heyecanli bir sesle nerede oldugumuzu, Paris'den Nairobi'ye ne zaman uçacagimizi sordu. Cevabimin akabinde "Rio'dan Paris'e uçmakta olan bir Air France uçagi okyanusa çakilmis, duydunuz mu?" dedi. Yine baska bir seyahatimiz öncesinde Amsterdam Havaalani'na çakilan THY uçaginin haberini vermisti. Kendisini burada ailemizin felaket tellali olarak ilan ediyorum. Esimin ebeveynleriyle tam vedalasirken tekrardan içeri girip internetten arastirdik, ne zaman olmus, kazanin nedeni belli mi, vs, vs. Nedeni nasil belli olsun hemen, uzerinden yaklasik bir ay geçmesine ragmen kazanin ne kara kutusu bulunabildi, ne de doyurucu bir açiklama yapilabiliyor. Kisacasi her kafadan ayri bir ses çikiyor. Neyse biz bu moralle esimin annesi ve babasiyla vedalastik ve Paris'e dogru yola çiktik. O gece Paris'de Roland Garros sayesinde zar zor yer buldugumuz bir otelde konaklayip ertesi sabah Swiss Havayollari'nin Paris-Zürih saat 07:00 uçagina bindik. Teknik bir problemden ötürü yaklasik 1 saat gecikmeyle uçagimiz havalandi. Bu gecikmeyle Zürih-Nairobi uçagini yakalamamiz biraz tehlikeye girmisti, ama neyse zar zor da olsa o uçagi da yakaladik. Nairobi semalarina kadar uçusumuz rahat geçti. Ancak uçagimiz Nairobi hava kosullarinin elverisli olmamasi nedeniyle yaklasik yarim saat havada dolandi ve Nairobi'ye inis yapmadan Tanzanya'nin kiyi sehri Daressalam'a inis yapti. Yaklasik 1 saat Dar Havaalani'nda bekleyip oradaki yolculari da aldiktan sonra Nairobi'ye yaklasik 3 saat gecikmeli olarak, ama tek parça olarak indik. Swiss Havayollari her zaman dakikligi, servis kalitesiyle bizim gözümüzde bir numaraydi, hele bu uçusta uçus ekibinin risk almamasi ve profesyonelligi dolayisiyla bir numaradaki yerini garantiledi.
2005 senesinde Kenya Havayollari'nin bir uçagi Kamerun'dan havalanirken hava kosullarinin uygun olmamasi nedeniyle düsmüstü. Dün de Yemen Havayolla'rinin bir uçagi Komor Adasina inmeye hazirlanirken yine hava kosullarinin inise elverisli olmamasi nedeniyle düstü.
Ardi sira gelen kazalara ragmen uçak yine de en güvenilir ulasim araci. Ancak tüm havayollarindan uçus güvenligi ile ilgili tüm önlemleri almalarini ve hiç bir seyi sansa birakmamalarini temenni ediyorum.
Herkese güvenli uçuslar...
15.6.09
Ali Baba'nin Hazinesi
Sene 2006, aylardan Haziran...
Istanbul'dan Fransa'nin kuzey bati sehri Dinard'a yola çikis zamani gelmis, çatmis.
Göztepe'deki benim ve Bebek'teki esimin evi hummali bir sekilde toplanip kolilere yerlestiriliyor. Bebek'teki evden ben, Göztepe'deki evden de annem mesul. Biz sadece nakliyat sirketinin elemanlarina nezaret ediyoruz. Iki evde de üç gün süren hummali çalismadan sonra esyalar toplanmis, itinayla kolilere konulmus, hatta esimin motosikleti ile benim piyanom da özel kasalara yerlestirilmis. Bu toparlanma islemi bittikten sonra biz Fransa'ya dogru iki bavulumuzla yola çikabiliriz artik.
Yaklasik bir ay sonra Türkiye'den esyalar eksiksiz, firesiz, tek parça olarak ulastilar Dinard'a. Iki basimiza iki evin esyasini (yaklasik 50 m3 kadarcik) tek eve yerlestirme asamasi gerçekten pek bir zorluydu. Neyse o kismi hiç mi hiç hatirlamak istemiyorum. Koli aç, koli bosalt, yerlestir, vs, vs...
Nereden geldim bu konuya ta 3 sene sonra?
Yaklasik 3 ay önce Nairobi'de elektronik bir piyano (tasimasi kolay diye bu sefer elektronik tercih ettim) satin aldim ve yillar sonra müzige tekrar geri döndüm bu sayede. Hatta bu hiz London Music School'un Ekim ayinda Nairobi'deki sinavlarina (grade 5) de hazirlanmaya basladim. Fransa'ya gittigim de pratik yapabilmem için oradaki piyanomun acilen akorda ihtiyaci vardi. Neyse Mayis tatili için Dinard'a dogru yola çikmadan önce birini ayarladik akord yapmasi için piyanomu. Akordcu bey geldi ve islemine basladi. Yaklasik bir saatlik akord isleminden sonra beni yanina çagirdi. Sandim ki "Akordunu yaptim piyanonuzun, denemek ister misiniz?" diyecek. Yanina gittigimde odanin isil isil aydinlandigini fark ettim ve piyanoya hayretler içinde bakakaldim. Akordcu bey akord islemini tamamladiktan sonra piyanonun alt kisminda bulunan tahta paneli açmis. Açar açmaz da oda adeta Ali Baba''nin hazinesiyle isil isil aydinlanmis. Meger annem -hani benim Göztepe'deki evimin toplanmasindan sorumluydu ya - evdeki bütün gümüsleri piyanonun alt kismindaki bölmeye doldurmus tasinma esnasinda. Benim altin, gümüs, vs degerli madenlerle pek isim olmadigindan esyalari yerlestirirken aklima bile gelmedi nerede bu gümüsler diye düsünmek.
Ben piyanonun alt bölmesini isil isil görünce bir süre gülme krizine tutulup, ardindan akordu yapan beye durumu lisani münasiple açiklamaya çalistim. Anlatabildim mi? Hadi anlattim da, o anlayabildi mi? Pek emin degilim.
Isil isil piyano, hele hele akordcu beyin o saskin bakisi ve canim annemin pratikligi aklima geldikçe gülüyorum...
Istanbul'dan Fransa'nin kuzey bati sehri Dinard'a yola çikis zamani gelmis, çatmis.
Göztepe'deki benim ve Bebek'teki esimin evi hummali bir sekilde toplanip kolilere yerlestiriliyor. Bebek'teki evden ben, Göztepe'deki evden de annem mesul. Biz sadece nakliyat sirketinin elemanlarina nezaret ediyoruz. Iki evde de üç gün süren hummali çalismadan sonra esyalar toplanmis, itinayla kolilere konulmus, hatta esimin motosikleti ile benim piyanom da özel kasalara yerlestirilmis. Bu toparlanma islemi bittikten sonra biz Fransa'ya dogru iki bavulumuzla yola çikabiliriz artik.
Yaklasik bir ay sonra Türkiye'den esyalar eksiksiz, firesiz, tek parça olarak ulastilar Dinard'a. Iki basimiza iki evin esyasini (yaklasik 50 m3 kadarcik) tek eve yerlestirme asamasi gerçekten pek bir zorluydu. Neyse o kismi hiç mi hiç hatirlamak istemiyorum. Koli aç, koli bosalt, yerlestir, vs, vs...
Nereden geldim bu konuya ta 3 sene sonra?
Yaklasik 3 ay önce Nairobi'de elektronik bir piyano (tasimasi kolay diye bu sefer elektronik tercih ettim) satin aldim ve yillar sonra müzige tekrar geri döndüm bu sayede. Hatta bu hiz London Music School'un Ekim ayinda Nairobi'deki sinavlarina (grade 5) de hazirlanmaya basladim. Fransa'ya gittigim de pratik yapabilmem için oradaki piyanomun acilen akorda ihtiyaci vardi. Neyse Mayis tatili için Dinard'a dogru yola çikmadan önce birini ayarladik akord yapmasi için piyanomu. Akordcu bey geldi ve islemine basladi. Yaklasik bir saatlik akord isleminden sonra beni yanina çagirdi. Sandim ki "Akordunu yaptim piyanonuzun, denemek ister misiniz?" diyecek. Yanina gittigimde odanin isil isil aydinlandigini fark ettim ve piyanoya hayretler içinde bakakaldim. Akordcu bey akord islemini tamamladiktan sonra piyanonun alt kisminda bulunan tahta paneli açmis. Açar açmaz da oda adeta Ali Baba''nin hazinesiyle isil isil aydinlanmis. Meger annem -hani benim Göztepe'deki evimin toplanmasindan sorumluydu ya - evdeki bütün gümüsleri piyanonun alt kismindaki bölmeye doldurmus tasinma esnasinda. Benim altin, gümüs, vs degerli madenlerle pek isim olmadigindan esyalari yerlestirirken aklima bile gelmedi nerede bu gümüsler diye düsünmek.
Ben piyanonun alt bölmesini isil isil görünce bir süre gülme krizine tutulup, ardindan akordu yapan beye durumu lisani münasiple açiklamaya çalistim. Anlatabildim mi? Hadi anlattim da, o anlayabildi mi? Pek emin degilim.
Isil isil piyano, hele hele akordcu beyin o saskin bakisi ve canim annemin pratikligi aklima geldikçe gülüyorum...
21.4.09
Bu yaziyi 1 gün içinde 15 kisiye gönderirseniz, hepimiz için iyi olur...
Bu yazdigim yaziyi 10 kisiye gonderirseniz, basiniza hic de hayirli bi sey gelmeyecek, yemin ederim. 20 kisiye gondermeyin, 30 kisiye de. Aksine basimiza tas yagacak!Ya da gonderin. Gonderilebilecek en hayirli spam bu olsa gerek… Spam yuzunden ne kadar gereksiz bir enerji kaybina ugrayip ne kadar karbondioksit emisyonuna yol actigimizi anlatmaya calisan bir email kendisiyle celisip spam olur mu sizce????Kuresel isinmanin ulastigi korkutucu gostergelerle ilgili Al Gore`un An Inconvenient Truth (Rahatsiz Eden Gercek) isimli belgeselini izleyince ne kadar rahatsiz oldugumu anlatamam. Yasadigimiz gezegen her gun bogulmaya, uzerindeki bizleri de bogmaya her gun kosarak yaklasiyor.Spam emailler hakkinda arastirma yapan bir firmanin bulgularina gore, spam gondermek, okumak veya silmeye ugrasan kullanicilar her yil 2.4 milyon evin kulanacagi kadar elektrigi, yani 33milyar kilowatt-saat enerji kullaniyorlar.Yapilan arastirmaya gore her yil 62 trilyon spam email gonderiliyor. Bunin icin kullanilan enerji de 17 milyon ton karbondioksit emisyonuna neden oluyor. Toplam harcanan enejinin %80i spam ayiklayip silmek icin harcaniyor. Ortalama bir calisan, her yil 131 kg karbondioksit uretirken bunun %22si spamlarla ugrasarak geciyor. Bir gunumuz spamsiz gecse, 2.2 milyon arabanin trafikten cekilmesi gibi bir etkiye esdeger.`Amaaannnn… Bana mi kaldi dunyayi kurtarmak???? Iki foto, iki fikra gondersem, gulumsetsem 100-150 kisiyi, dunya mi durur?` demeyin. Daha secici, daha duyarli bir bilgisayar kullanicisi olmak bile gelecegin sonunu uzaklastirabilir. Onune gecemeyecegiz buyuk olasilikla kacinilmaz sonun ama kim bilir? Belki gecikitiririz.Haberin devami BBC`de…http://news.bbc.co.uk/1/hi/technology/8001749.stm
Sisteki Gorillerin pesine takilip Uganda'da kendine yepyeni bir yasam kuran sevgili Meltem'in blogunda okudugum bu yaziyi iznini de alarak, noktasina, virgülüne dokunmadan sizlerle paylasmak istedim.
Sisteki Gorillerin pesine takilip Uganda'da kendine yepyeni bir yasam kuran sevgili Meltem'in blogunda okudugum bu yaziyi iznini de alarak, noktasina, virgülüne dokunmadan sizlerle paylasmak istedim.
7.10.08
Nairobi Yollarında
İstanbul - Alaçatı - Urla - İzmir - İstanbul duraklamalı ve koşuşturmacalı, eğlenceli ve keyifli bir bayram tatilinin sonunda Nairobi'ye dogru yollara koyulma vaktidir. Nairobi maceralarıma bir süre ara vermenin acısını yeni yazılarımda çıkartmak niyetindeyim. Neye niyet, neye kısmet, bekleyelim görelim...
İyi yolculuklar dileklerinizi canı gönülden kabul ettim...
Çok naziksiniz...
İyi yolculuklar dileklerinizi canı gönülden kabul ettim...
Çok naziksiniz...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
